Mahir Kaynak, 1934 yılında Gaziantep’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1948’de başladığı Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1951’de bitirdi ve Harp Okulu’na gitti. 1953’te mezun oldu.
Mahir Kaynak, 1967 yılında askerlikten emekli oldu. Daha sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde asistan olarak çalışmaya başladı.
9 Mart cuntacılarını deşifre ettikten sonra MİT tarafından gizli kimliği açığa çıkartılmıştı, 1980’de buradan emekli oldu ve 1981’de üniversiteye döndü.
Basılmış yirmi kitabı ve çeşitli makaleleri bulunan Kaynak, Star Gazetesi’nde köşe yazıları yazıyordu.
Türk akademisyen Deniz Ülke Arıboğan’ın babası, eski basketbolcu Lütfi Arıboğan’ın kayınpederi idi.
Mahir Kaynak, 14 Şubat 2015 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
– Erdoğan operasyonu
– Amerika 11 Eylül Afganistan Irak
– Başımıza Çuval Geçirenler
– Yeni Ortadoğu Haritası
– Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye Üzerine Stratejik Analizler
– Dünyayı Kimler Yönetiyor
– İstihbarat ve Terör Oyunları
– Maskeli Balo / Türkiye, ABD ve Diğerleri
– Para İmparatorluğu / Kontrol Kimin Elinde?
– Sil Baştan
– Sonuçlardan Sebepler
– Üç… İki… Bir
– Yel Üfürdü Su Götürdü
– Derin Devlet
– Yeni Dünya Düzeni
– Mit ve Türkiye
– Geleceğin Türkiye’si Yeni Osmanlılar
– Darbeli Demokrasi.
Erdoğan Operasyonu
Mahir Kaynak: “Hedef Erdoğan’ın tasfiyesiyle Türkiye’nin frenlenmesidir”
Bu gün Türkiye’de bazıları daha büyük bir sorumluluk altındadır. Bulundukları konum, birikim, makam ve mevkileri onlara göstermeleri gereken bir “üstün sorumluluk” yüklüyor.
Mahir Kaynak; Türkiye’nin akıllıca planlanmış bir operasyonla karşı karşıya olduğunu, içeriden bazılarımızın da bu operasyona alet olduğunu, farkında olmadan kullanıldığını söylüyor; operasyonun hedefine işaret ediyor, laiklik hassasiyeti kullanılıyor, yakın hedef Erdoğan’ın tasfiyesi, asıl ve büyük hedef Türkiye’nin geleceği diyor.
Operasyonun iki amacı var; birincisi Türkiye’nin dünya üzerindeki konumunu değiştirmek. İkincisi, AK Parti’nin Güneydoğu’da güçlü oyu var, bu da demek oluyor ki, Erdoğan Kürt sorununu çözebilir. Bunun engellenmesi için AK Parti’nin kapatılması gerekiyor.
Bugüne kadar Kürtlere karşı yürütülen politika; onları yabancı ve sürekli ayrılmayı düşünen bir tehlike gören bir zihniyet vardı. Problemler görmezlikten gelindi ve sürekli itham edildi. Hiç kimse Kürt ne diyor diye sormadı. Erdoğan Kürt ne diyor, diye soruyor.
Operasyonu telkin edenler var. Bir kademeye kadar davayı telkin eden ve açanlar esas itibariyle Türkiye’nin gidişatından ve laikliğin zaafa uğramasından şikâyetçi olabilir ama daha üst kademede bu uluslararası bir olaydır. Kürt meselesinin çözülmesi büyük güçler tarafından hoş karşılanmaz.
Tayyip Bey’in pozisyonu zor. Türkiye AB hedefinden vazgeçtiğinde farklı bir hedefi oluşacak. Beliren durum Türkiye’nin kendi başına odak olmasıdır.
Bir müttefik arayacaksınız. ABD bölgede Türkiye’yi müttefik olarak görmeye razı. Onlar dünyada, biz bölgemizde büyüğüz.