FATMA GİRİK İLE YILLAR ÖNCE”

“Stop” diye gürledi rejisör Orhan Elmas.

“500 lira ile ‘Leke’ de oynamıştım.”

“11 senelik artistim. 14 yaşından beri film’ çeviriyorum.”

“100 küsur ….”

“Tabiî isterim. Bilhassa Ayfer Feray ve Dormen Tiyatrosu’nda… Ama sinema bambaşka; âdeta hastalık…”

“Alaturka…”

“Çok güzel radyo çalarım…”

“Beşiktaş.”

“Hiç farketmez. Senaryoyu beğenirsem hepsinde oynarım, aksi takdirde oynamam.”

“Sinema ile ilgilenirim yine… Film makinelerim var. Fitaş’ın bütün filmlerini alır evimde kendi kendime seyrederim.”

“Az yemek ve biraz jimnastikle…”

“Şeyh Ahmet. Bu filmde iki roldeyim. Şeyh Ahmet’i Murat Soydan canlandıracak.”

“Belâlı Torun filminde, erkek rolünde oynuyordum. Caddebostan’da köşk sahnesi çekiliyordu. Sete sarhoş geliyorum. Erkek kıyafetindeyim. Sahnenin ışıklan hazırlanırken bir içki daha içeyim diyerek, karşıda bulunan “Dağ Kulüp”e dalıverdim. Bir baktım Semih Sezerli’nin oğlu da orada… Bana bir içki dedim Bir kokteyl hazırladı ve “bunu çek tam olursun” dedi. O sırada kapıda Özcan Tekgül göründü. Yanında iri kıyım felâket bir adam vardı. Ben “A…! Özcan hayatım” dedim ve Özcan’a sarıldım. Şap şup öpmeye başladım. Adam beni yakamdan tutarak öyle bir havaya kaldırdı ki, ayaklarım yerden kesildi. Takma bıyığımı çekiyorum ki, beni tanısın bıraksın diye. Aksine bu defa iyice yapışmıştı. Neden sonra erkeğe benzemeyen bir tarafıma gözü ilişince: “A…!  bu kadın imiş!” diyerek bırakıverdi…”

Ezo köyün en güzel kızıdır, Demircioğuları’ndan Ali ile sözlüdür. Bu arada Huncuoğlu Ezo’ya kafayı takmıştır ve her türlü kötülük yapmaktadır. Ali Kore’deki savaşa gider, ardından ölüm haberi gelir Demircioğuları’nın evine. Herkes yıkılır. Aradan 6 ay geçer ve Huncuoğlu tekrar Ezo’ya göz diker. Bu yüzden Dinar baba (Ali’nin babası) Ezo’yu öbür oğluna nikâhlar. Aradan bir zaman geçtikten sonra Ali tekrar haneye döner. Yaralanmış ama ölmemiştir. Ve işler tam karışır. Ali köyde duramaz gider, Ezo onu da götürmesini söyler, kardeşinin elinin eline değmediğini söyler. Ali Ezo’yu götürmez, kardeş karısısın der ve gider. Ezo buna dayanamayıp yağlı urganda can verir.