En çarpıcı örneklerinden biri, sendikalardaki siyasallaşmadır. Sendikalar, çalışanların haklarını korumak için var olan yapılar olmasına rağmen, zamanla belirli siyasi görüşlerin etkisine girerek liyakat ilkesini zedelediler. Hangi sendikanın hangi siyasi görüşü desteklediği, çalışanların kariyerlerinde ne kadar ilerleyebileceklerini belirleyen bir unsur haline geldi. Oysa kamu çalışanlarının asıl görevi, millete ve devlete en iyi şekilde hizmet etmek olmalıdır, bir siyasi görüşün çıkarlarına hizmet etmek değil.
Bu yozlaşma sadece sendikalarla sınırlı değil. Kamu kurumlarında liyakat yerine kişisel çıkarların, rüşvetin, adam kayırmacılığın yaygınlaşması da büyük bir sorun. Liyakat ortadan kalktığında, devletin işleyişi aksar ve halkın devlete olan güveni sarsılır. Yozlaşmış bir sistemde adalet sağlanamaz ve kamu hizmeti niteliksizleşir.
Bugün kamu kurumlarını yeniden devletin ortak kimliğiyle buluşturmak zorundayız. Liyakat, siyasi hesaplardan bağımsız olmalıdır. Kurumlarda adaletin ve liyakatin hakim olduğu bir sistem, devletin halk üzerindeki saygınlığını yeniden tesis eder. Halkın devlete güvenini kazanmak, ancak rüşvetin, adam kayırmacılığın ve siyasallaşmanın önüne geçilmesiyle mümkün olacaktır.