Kalpte dört ana kapakçık bulunur: mitral, aort, triküspit ve pulmoner kapakçıklar. Bu kapakçıklar, kalbin sağlıklı bir şekilde kan pompalamasını sağlar. Kapakçıklarda meydana gelen darlık (stenoz) ya da yetersizlik (yetmezlik) gibi bozulmalar, kalbin iş yükünü artırarak zamanla kalp yetmezliğine neden olabilir.
Prof. Dr. Celkan’a göre kapakçık hastalıklarının erken döneminde genellikle belirti olmayabilir. Ancak ilerleyen dönemlerde şu şikayetler görülebilir:
- Nefes darlığı
- Çarpıntı
- Göğüs ağrısı
- Halsizlik ve çabuk yorulma
- Bayılma hissi
- Ayaklarda şişlik
“Bu şikayetlerin varlığı, özellikle ileri yaşlarda kapakçık hastalıklarının habercisi olabilir” diyen Prof. Dr. Celkan, düzenli kardiyolojik muayenelerin önemine dikkat çekiyor.
Modern tıbbın sunduğu olanaklarla birlikte kalp kapakçık hastalıklarında tanı çok daha erken konulabiliyor. Ekokardiyografi (EKO), transözofageal EKO, kalp MR’ı ve anjiyografi, tanıda en sık kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Celkan, tedavi süreci hakkında şu bilgileri veriyor:
“Tedavi, hastalığın derecesine ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanır. Hafif vakalarda ilaç tedavisiyle takip yeterli olabilirken, ileri vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Günümüzde, kapak onarımı ya da kapak değişimi ameliyatları minimal invaziv tekniklerle de yapılabilmekte. Uygun hastalarda ise TAVI gibi kapalı yöntemlerle müdahale edilebiliyor.”
Kalp kapakçık hastalıklarında başarıyı belirleyen en önemli unsurların başında erken tanı ve tedavi geliyor. Prof. Dr. Mehmet Adnan Celkan, bu konuda şu uyarıda bulunuyor:
“Kapak hastalıkları genellikle yavaş ilerleyen ama tedavi edilmediğinde geri dönüşü olmayan kalp hasarlarına neden olabilen hastalıklardır. Bu nedenle, belirtiler ortaya çıkmadan önce bile düzenli kontroller çok önemlidir. Doğru tanı, zamanında müdahale ve deneyimli bir ekiple yapılan cerrahilerle hastalarımız sağlıklı bir yaşama geri dönebilmektedir.”