M. Erhan Durukan: “TELEVİZYONUN İCADI”

Televizyon sözcüğü, Yunanca uzak anlamındaki tele ve Latince görmek anlamındaki visio sözcüklerinden, 20. yüzyıl başlarında türetilmiştir. Sonradan Türk Dil Kurumu tarafından televizyon sözcüğüne karşılık olarak uzgöreç ve uzgörüm kelimeleri önerilmiştir ama bu kelimeler benimsenmemiştir. Türk Dili Dergisi’nde Kırgızca televizyon anlamında kullanılan sınalgı (Kırgızca: сыналгы) sözcüğünün kullanılması da gündeme getirilmiştir.

1939 yılında ABD’de düzenli televizyon yayınına başlanmıştır

Televizyon 1923 yılında, John Logie Baird tarafından Birleşik Krallık’ın Hastings kasabasında icat edilmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayımlanmıştır. Başlangıçta noktalar hâlinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Baird tarafından geliştirilmiştir. Baird’in televizyon sisteminde mekanik olarak döndürülen diskler kullanmasına karşın aynı dönemde Marconi – emi sistemi gibi elektronik olarak işleyen rakip sistemler de üretildi.

1930’ların başında televizyon elektronik eşya olarak satılmaya ve geniş kitlelere hitap etmeye başladı. Örneğin 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları, Almanya’da evlerdeki televizyonlardan izlendi.

1940’larda renkli televizyon çalışmaları hız kazandı. 1950’lerde ABD’de ilk renkli televizyon satışa çıktı ve renkli televizyon ABD’de 1960’larda geniş kitlelerce kullanılmaya başlandı.

Televizyon yayını, elektromanyetik yoluyla halkın doğrudan doğruya alması maksadıyla yapılan hareketli veya sabit resimlerin, sesli veya sessiz kalıcı olmayan görüntülerinin renkli ya da siyah beyaz yayınıdır.

  1. güç düğmesi / volume
  2. parlaklık
  3. ses ayarı
  4. dikey senkronizasyon
  5. yatay senkronizasyon
  6. kontrast
  7. kanal arama
  8. kanal düğmesi

Resim kaynağı: Canlı görüntüler için profesyonel bir video kamera ya da banttan görüntüler için bir video cihazı.

Ses kaynağı: Bir mikrofondan alınan elektrik sinyalini herhangi ses çıkışından iletilmesiyle oluşturulur.

Verici: Radyo sinyalleriyle ses ve görüntünün taşındığı sistem.

Verici Anten: Vericinin radyo dalgalarını televizyon alıcısının antenine taşıma işini görmektedir.

Alıcı Anten: Vericiden gelen radyo dalgalarını televizyon alıcısına taşıma işini görmektedir.

Televizyon Alıcısı: Vericiden gelen radyo dalgalarını elektrik yardımıyla tekrar ses ve görüntü formuna çeviren alettir.

Tuner: Uydu almak için kablonun bağlandığı noktadır (opsiyonel özelliktir).

Ekran: Görüntüyü izleyebildiğimiz düz platformun adıdır.

Hoparlör: Sesi duymamıza imkân veren parçadır.

Kumanda: Televizyona dokunmadan uzaktan kontrol etmeye yarayan parçadır.

Tuşlar: Kanalı değiştirmeye, ses açıp kapamaya yarar.

NTSC: İlk olarak 1954 yılında ABD’de NTSC (National Television Svstems Committe – Ulusal Televizyon Sistemleri Komitesi) sistemi geliştirilmiş olup ABD’nin yanı sıra Kanada, Meksika ve Japonya’da hâlâ kullanılmaktadır.

PAL (Phase Alternation Line – Satır Atlamalı Faz) Almanya’da geliştirilmiş olup Avrupa ülkeleri (Türkiye) ve Avustralya’da kullanılmaktadır.

SECAM (Séquentiel Couleur À Mémoire – Bellekli Elektronik Renk Sistemi) Fransa, Rusya, Macaristan ve Cezayir’de kullanılmaktadır.

Son zamanların teknolojisiyle ortaya çıkan kavisli ekrana sahip bir televizyon

Sayısal yayınların başlamasına kadar televizyon izleyicisi sadece alıcı durumunda idi. Sayısal yayınlar sayesinde kullanıcının etkileşime geçmesi süreci başladı. İzleyicilerin sürekli alıcı olması, televizyonun kolay ulaşılabilir bir kaynak olması, kullanılan etkili görsel ve işitsel ögelerle etkisinin yüksek olması, birçok aydının televizyona soğuk bakmasına neden oldu. Günümüzde televizyon yayıncılığının ilk amacı, reklam ve ticaret üzerine kuruludur. Ancak toplumda psikolojik etkisi de oluşmuş ve televizyon bağımlılığı olarak tabir edilen bir rahatsızlık ortaya çıkmıştır.