Suriye’de yeni dönemle birlikte daha öngörülebilir bir kamu düzeni, daha az operasyonel belirsizlik ve daha düzenli işleyen lojistik bir akış sağladığına dikkat çeken Celal Kadooğlu, “Bu üç unsur bir araya gelince ticaret sadece hacim olarak büyümüyor, güven zemini güçlendikçe ilişkinin niteliği de değişiyor. Ülkemizin 2025’te yüzde 70’e yakın bir artışla 2,6 milyar dolara ulaşan Suriye’ye ihracatı, yıl geneline yayılan temasların ve sahadaki koordineli uyumun da bir sonucu oldu. Üstelik bu pazar artık yalnızca sınır illerinin konusu değil; Gaziantep’in yanı sıra İstanbul ve Ankara gibi üretim merkezlerinde de dikkat çekici artışlar görüyoruz. Sahada, istikrar ve karşılıklı güvenin güçlenmesiyle ticaret daha sağlam bir zemine taşındı. Bununla birlikte iş dünyası hâlâ riskleri yakından izliyor. En çok dile getirilen başlıklar sınır ticaretine ilişkin operasyonel süreçler, lojistik akışın sürekliliği ve sahadaki uygulamaların öngörülebilirliği etrafında yoğunlaşıyor. Biz de bu yüzden sahadan gelen ihtiyaçları kamu otoriteleriyle eş zamanlı ele alıp çözüm üretme refleksini sürekli canlı tutmaya odaklanıyoruz” ifadelerine yer verdi.
Suriye’de yeni dönemde altyapı, şehirleşme, enerji arzı ve gıda güvenliği gibi alanlarda ciddi bir yeniden yapılanma ihtiyacı bulunduğunu söyleyen Başkan Celal Kadooğlu, Türk firmalarının Suriye ile ilişkilerde önemli avantajlara sahip olduğuna dikkat çekti. Kadooğlu, “Bu alanlarda Türk şirketleri esnek tedarik gücü, uygun maliyet yapısı ve bölgeyi yakından tanıyan şirket kültürüyle doğal bir üstünlük taşıyor. Özellikle inşaat ve müteahhitlik tarafında, dünya çapında deneyime sahip Türk müteahhitlerinin yeniden imarda belirleyici rol üstlenebileceğini öngörüyoruz; Halep’te imzaladığımız protokolde bu yeni dönemin kapısını aralayan somut bir adım oldu. Bu nedenle ‘erken giren kazanır’ diyebileceğimiz başlıkların başında; yeniden imar odaklı inşaat/altyapı işleri ve temel ihtiyaçlara dönük tedarik zinciri alanları geliyor” şeklinde konuştu.
Güneydoğu Anadolu’nun hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 2025’te 3,6 milyar dolar olduğunu belirten Kadooğlu, “Türkiye genelinde, sektörümüzün Suriye’ye ihracatı bu dönemde 700 milyon dolar ile ilk sırada yer alırken, bölgemizin Suriye’ye hububat ihracatı 400,9 milyon dolar olarak kaydedildi. Sektörün genel beklentilerinden birisi, yurt içinde artan maliyetler karşısında döviz gelirlerinin adil karşılık üretebilmesidir. Suriye özelindeki beklentimiz ise istikrar-yatırım-ticaret ilişkisinin güçlenmesiyle ihracatın nitelik ve çeşitlilik açısından daha da derinleşmesidir. Arzu ettiğimiz gelişmeler gerçekleştiği takdirde bu yıl Güneydoğu’nun genel hububat ihracatının 4 milyar doları, Suriye’ye hububat ihracatının ise 500 milyon doları geçeceğini umut ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
İslam aleminin yaklaşan Ramazan Bayramını da kutlayan TİM Suriye Masası ve Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, “Gerek dinimizde gerekse de kültürümüzde önemli bir yeri olan bayramlar, sevgi, kardeşlik ve barış demektir. Bayramlar yardımlaşma ve dayanışma demektir. Ancak ne yazık ki, İslam dünyası olarak Ramazan Bayramını Ortadoğu’nun ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda kutlamaya hazırlanıyoruz. Savaşın faturası her geçen gün ağırlaşırken, bir an önce silahların susmasını ve diplomasinin devreye girmesini bekliyoruz. Savaşların sona erdiği, akan kan ve gözyaşının dindiği bir dünya özlemi ile tüm İslam aleminin mübarek Ramazan Bayramını kutluyor, bayramın dünyaya barış getirmesini diliyorum” diye konuştu.