Dr. Abdülkadir Tanrıverdi; “NE OLACAK TÜRKİYE’NİN BU HALİ?”

Siyasette “yönetmek” başlıca unsurdur. Yönetmek bir sanat; hem de yetenek, bilgi ve beceri isteyen güç bir sanat. Devlet yönetimi ise lider denen büyük sanatkârlarla, büyük yöneticilerle mümkün. “Her şeyi ben bilirim” devri geçtiği için, Büyük yöneticilerin nitelikli ekiplere gereksinimleri var. Herkesi memnun etmek de zor, hatta imkânsız. Çoğunluk memnunsa, iyi yönetimden, iyi yöneticiden söz edilebilir.

Siyaset, bir amme hizmeti, istediğini elde etmek için, yakınlarını ikna yolunda gösterilen gayretlerin, ifade ve davranışların tümü. İyi  idareciler, iyi siyaset sahibidirler. Siyasetçiler açısından bir hayli zengin tarihe sahibiz. Ama toplumsal adaletsizlikler, çarpıklıklar bir türlü giderilemiyor.

Devletin bürokratik çarkının dişlileri paslı, bozuk, iyi çalışmıyor, iyi dönmüyor, birbirine takılıyor. Sistem hasta… Demokrasi sözde, millî irade liderlerin ipoteğinde. Dürüstler sinmiş, şerler sahnede…. Geçmişten ders alınmıyor, aynı hatalar tekrarlanıyor. Gerçekler saklanıyor ya da yanlış yansıtılıyor.

Belli kilit noktalarına getirilenler, “aman kimse bana dokunmasın, kimseyi küstürmeyeyim, koltuğum elimden alınmasın” zihniyetiyle görev yapıyorlar genelde. İktidarlar, çoğunlukla yetenek ve kalitelerine bakmaksızın iş başında sempatizanlarını görmek istiyorlar. Başarılıların sicilleri kale alınmıyor… 1960’dan beri, siyasi depremlerle sarsılan Türkiye, hak ettiği istikrarı tam anlamıyla yakalayamıyor, inişler, çıkışlar birbirini izliyor. Osmanlı’nın son günlerindeki mekanizma bir türlü yenilenemiyor, kötü alışkanlıklar bırakılamıyor.

Fikren kuvvetliler, daha kuvvetli karşı fikirle değil de, tehditle susturuluyorlar. Atatürkçülük, lâiklik, ilericilik; çıkarcıların maskeleri…

Devletin zirvesinde yararsız çekişmelerle zaman tüketiliyor. Depresyonlu sistemin intiharı yakın. Görünmeyen odaklar hem ekonomik krizi körüklüyor, hem kargaşaya sürüklüyor. Koşar adımlarla meçhule yaklaşılıyor.

Birbirine sık sık; “Ne olacak Türkiye’nin bu hali?” diye soran vatandaş, mucize bekliyor.