Beyaz Perde’nin Vamp kadını SUZAN AVCI
Diğer Haber Kategorileri
Beyaz Perde’nin Vamp kadını SUZAN AVCI
Röportaj: M. Erhan DURUKAN
Yağmur çiseliyor, rüzgâr esiyor, hava alabildiğine meydan okuyordu... Ne yaparsın ki, söz vermiştik bir kerre... Gidecek, görüşecek ve konuşacaktık...
Etiler son durakta film çekimi yapılan “Mesut Bey”in evini buluyoruz. İçeri girdiğimizde, Yeşilçam’ın ünlü “vamp” kadını Suzan Avcı, cana yakın tebessümüyle bizleri selâmladı. Birlikte, diğer oyuncuların da bulundukları salona geçiyoruz.
Beyaz Perdenin sevimli yıldızı, bu sezon şarkıcılığa da başladı. Kendisine şu soruları sordum:
“Çevirmekte olduğunuz filmin adı nedir? Rol arkadaşlarınız kimlerdir?”
“Katil Kim... Başrolleri Uğur Güçlü, Nebahat Çehre ve Turgut Özatay’la paylaşıyorum.”
“İlk çevirdiğiniz film hangisidir?”
“Kurt Mustafa... 1957 yılında çevirmiştim.”
“Oynadığınız filmlerden en çok hangisi sizi etkilemiştir?”
“Bir ayırım yapamayacağım. Hepsi de benim için aynı değerde…”
“Bugüne dek, rol aldığınız filmler içinde en çok hangi aktörle rahat oynadınız?”
Yanımda oturmakta olan Turgut Özatay'ı göstererek: “Turgut Abi ile tabii...”
“Beraber oynamayı arzu ettiğiniz bir aktör var mı?”
“Hemen hepsiyle oynadığım için, yok diyeceğim...”
“En çok beğendiğiniz aktör kimdir?”
“Kartal Bey’i beğenirim.”
“Filmciliğimiz yabancı film, taklitçiliğinden kurtulabilir mi?”
“Kurtulabilir kanısındayım... Prodüktörlerin gayretiyle şüphesiz... Bizde o kadar bakir konular var ki... Her şeyden önce özentiden kurtulmamız lâzım...”
“Hayatta en çok sevdiğiniz?”
“Oğlum Mete...”
“Vücut ölçüleriniz?”
“Bilemeyeceğim, epeydir ölçtürmüyorum.”
“Özel meraklarınız?”
“Deniz… Sinemaya giderim... Kitap okurum...”
“Hangi burçtasınız?”
“Terazi…”
“Uğurlu rakamınız nedir?” diye sorduğumda Suzan Avcı:
“Herkese uğursuzluk getiren onüç, nedense bana uğur getiriyor” cevabını veriyor.
“Renklerden beğendiğiniz?”
“Siyah ve beyaz…”
“İçkiyi sever misiniz?”
“Aradabir... Rakı içerim...”
“Türk sinemasının en genç rejisörü Melih Gülcan, Dormen Tiyatrosu’ndan karekter oyuncu, Cenk İnanır üçlüsü birarada çalışıyorlardı.
Genç rejisörün:
“Suzan Hanım sete...” diye seslenmesi konuşmamızı yarı bıraktı. Ben de röportajımız sırasında bize yakınlık gösteren Turgut Özatay’la konuşmak fırsatını buldum:
“Beyaz Perdeden, gazino sahnelerine olan akımın sizce sebepleri ne olabilir?”
“Para, tabii...”
“Siz de ses sanatkârı olmak ister miydiniz?
Gülerek: “Kat’iyen...”
Sete çağrılan Avcı’nın dönüşüyle sorularımı genç kadına yönelttim:
“Aşk ve seks sahnelerini duyarak mı oynarsınız, yoksa angarya mı telâkki edersiniz?”
“Ne angarya, ne de duyarak... Sadece oyunu ve kamerayı düşünürüm...”
“Beyaz Perdeden, şarkıcılık, hayatına geçişiniz nasıl olmuştur?”
“Ben çok evvel de okuyordum 8-9 sene kadar evvel... Bu bakımdan şarkıcılık yabancı bir meslek değil benim için...”
“Hangi tür müzikten hoşlanırsınız?”
“Klâsik... Ye ye müziğini de beğenirim...”
Sevimli yıldız hakkındaki dedikoduları yalanlıyor:
“Sesinizi sigorta ettirdiğiniz söyleniyor. Aslı var mı?”
“Hayır, doğru değil...”
Vamp kadın rolleriyle şöhrete ulaşan sevimli sanatçı tiyatroya da yabancı değil:
“Beş sene oynadım tiyatroda... İki sene İstanbul Tiyatrosu’nda, sonra Karaca’da oynadım. Tiyatroyu severim fakat maddî yönden tatmin etmeyen bir sanat kolu...”
“Sanat hayatınızda başınızdan geçen unutamadığınız bir hatıranızı anlatır mısınız?”
“Zannederim alt yedi yıl oluyor. Yine bir sahnenin çekimi ile meşgulüz. Araba ile Yunan sınırına giriyoruz. Kuvvetli yaylım ateşi... Biran ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Mitralyözler âdeta kan kusuyor. Lâstiğe isabet eden kurşunlar, pekala bize de isabet edebilirdi. Çok korkmuştum, o anı hiç unutmam. Meğer, izinsiz giriyormuşuz sınıra...”
“Kımız Film” adına çevrilmekte olan “Kaatil Kim” adlı filmin setinde Suzan Avcı ile konuşmamız böylece sona ererken, arkadaşım mevcut kadro ile son bir resim çektikten sonra, vedalaşarak Mesut Bey’in Evi'ni terk ettik…