Özgür Akıl: “Ortadoğu’da Güç Savaşı”
Diğer Haber Kategorileri
Özgür Akıl: “Ortadoğu’da Güç Savaşı”
İran–ABD Gerilimi ve Türkiye’nin Denge Hamlesi
Ortadoğu bir kez daha tarihsel bir eşikte duruyor. İran’ın İsrail ve ABD varlıklarına yönelik artan askeri baskısı, Washington’un içeriden çözülme beklentileri, Lübnan hattındaki hareketlilik, Iraklı Şii grupların konumu ve Yemen üzerinden deniz yollarına dönük riskler… Tüm bu gelişmeler birbirinden kopuk değil; tersine, çok katmanlı bir stratejik denklemin parçalarıdır.
Bu tabloyu yalnız askeri hareketlilik olarak okumak eksik olur. Çünkü mesele yalnızca İran ile İsrail arasındaki gerilim değil; bölgesel güç mimarisinin yeniden şekillenmesidir.
İRAN’IN STRATEJİK DURUŞU: KONTROLLÜ SÜREKLİLİK
1 Mart 2026’da İran İslam Cumhuriyeti Uzmanlar Meclisi’nin Ayetullah Ali Rıza Arafi’yi geçici Rehber olarak seçmesi, sistemde kopuş değil süreklilik tercihidir. Bu adım, kurumsal dengeyi koruyan ve güvenlik bürokrasisiyle uyumlu bir geçiş modelini işaret eder.
Yeni dönemde İran açısından üç öncelik öne çıkmaktadır:
* Rejim güvenliğinin tahkimi
* İç konsolidasyonun güçlendirilmesi
* Dış baskıya karşı caydırıcılık üretimi
ABD’nin içeriden istikrarsızlaştırma beklentisine rağmen mevcut işaretler, İran devlet-millet bütünlüğünün korunduğunu göstermektedir. Sokak temelli çözülme senaryosu şu aşamada zayıf görünmektedir.
Dış politikada ise ideolojik söylem devam etse de, yüksek riskli doğrudan çatışma yerine kontrollü baskı stratejisi tercih edilebilir. Bu da vekil güçler üzerinden çok cepheli ama sınırlı tırmanma modelini işaret eder.
ASKERİ EŞİK: ÇOK CEPHELİ BASINÇ
Mevcut tabloda üç kritik risk alanı vardır:
- Hürmüz Boğazı:
Boğazın kapatılması veya mayınlanması ihtimali küresel enerji piyasalarını sarsacak niteliktedir. Bu adım İran açısından son çare stratejik kaldıraçtır.
- Lübnan ve Irak Hattı:
Hizbullah ve Iraklı gruplar üzerinden İsrail’e yönelik çok cepheli baskı potansiyeli vardır. Ancak tam ölçekli kara harekâtı bölgesel savaşı tetikleyebilir; bu nedenle kontrollü angajman daha olasıdır.
- Kızıldeniz ve Deniz Yolları:
Yemen sahasında artabilecek gerilim, küresel ticaret ve deniz güvenliği üzerinde baskı oluşturabilir.
Bu çerçevede çatışmanın birkaç hafta içinde müzakereye evrilmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir. Stratejik yıpratma arttıkça diplomasi kapısı aralanabilir.
ÇİN, RUSYA VE DOLAYLI DENGE
Çin ve Rusya’nın doğrudan savaşa dahil olması düşük ihtimaldir; ancak diplomatik ve ekonomik dengeleme rolü oynayabilirler. Bu durum ABD’nin bölgesel manevra alanını daraltır.
Küresel güç dağılımındaki değişim, Ortadoğu’daki her krizi daha geniş bir jeopolitik resmin parçası haline getirmektedir.
SIRR-I LEVANT: GÖRÜNMEYEN MERKEZ
Ortadoğu’daki her çatışma farklı başlıklarla gündeme gelir: Gazze, Lübnan, Suriye, İran, Irak… Ancak bu başlıkların arkasında çoğu zaman aynı coğrafi merkez vardır: Doğu Akdeniz.
“Sırr-ı Levant” tam olarak bunu ifade eder.
Levant, yani Doğu Akdeniz hattı, tarih boyunca:
* Enerji geçiş yollarının kavşağı
Deniz ticaretinin kalbi
* Avrupa güvenliğinin ön kapısı
* Büyük güç rekabetinin merkez sahası
olmuştur.
* Bugün yaşanan gerilimler yüzeyde İran–İsrail çatışması gibi görünse de, derin planda Doğu Akdeniz’de hakimiyet mücadelesinin uzantılarıdır.
Küçük, parçalı ve kırılgan devlet yapıları; deniz ve enerji denklemini dış güçler için daha yönetilebilir hale getirir. Bu nedenle Ortadoğu’daki kronik istikrarsızlık yalnız ideolojik değil, jeoekonomik bir zemine de sahiptir.
Doğu Akdeniz’e hâkim olan:
* Enerji akışını yönlendirir,
* Deniz yollarını kontrol eder,
* Avrupa üzerinde stratejik baskı kurar,
* Küresel dengede söz sahibi olur.
İşte “Sırr-ı Levant” budur:
Görünen çatışmaların arkasındaki görünmeyen merkez.
TÜRKİYE’NİN KONUMU: DENGE ÜRETEN AKIL
Türkiye bu denklemin kıyı devletidir; yani dış gözlemci değil, doğrudan aktördür.
Ankara’nın yaklaşımı şu temele dayanır:
* Duygusal refleks yerine jeopolitik gerçekçilik
* Rekabet alanlarında caydırıcılık
* Ortak çıkar alanlarında temkinli angajman
* Diplomasi ve arabuluculuk kapasitesi
Eğer bölge çok cepheli çatışmadan müzakereye evrilecekse, masa kurma potansiyeline sahip aktörlerden biri Türkiye’dir.
Gerçek liderlik savaşın tarafı olmak değil, savaşın yönünü değiştirebilmektir.
SONUÇ: BÖLGESEL DENGE VE STRATEJİK SABIR
Ortadoğu’daki mevcut gerilim yalnız iki ülke arasındaki çatışma değildir. Bu, küresel güç dağılımının yeniden yazıldığı bir döneme işaret eder.
İran iç konsolidasyona yönelmiş görünmektedir.
ABD bölgesel baskı stratejisini sürdürmektedir.
İsrail caydırıcılık sınavındadır.
Ancak asıl soru şudur:
Bu gerilim Doğu Akdeniz’de hangi dengeyi üretecek?
“Sırr-ı Levant”, görünmeyeni okumayı gerektirir.
Türkiye için mesele; anlık çatışmada taraf olmak değil, uzun vadeli dengeyi kurmaktır.
Jeopolitik sabır, stratejik akıl ve devlet geleneği bu noktada belirleyici olacaktır.
Gerçek güç cephe açmak değil; coğrafyayı okumaktır.
Coğrafyayı doğru okuyan devletler ise yalnız bugünü değil, yarını da şekillendirir.
ÖZGÜR AKIL / SOSYOLOG
02.03.2026


