M. Erhan Durukan: “ATATÜRK, DÜNYA DANS GÜNÜ’NDE…”
Diğer Haber Kategorileri
M. Erhan Durukan: “ATATÜRK, DÜNYA DANS GÜNÜ’NDE…”
Dünya Dans Günü veya Uluslararası Dans Günü, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) ve UNESCO ortağı STK Uluslararası Dans Komitesi tarafından 1982 yılında tanıtılmıştır ve her yıl 29 Nisan'da kutlanmaktadır.
Tarih, modern balenin yaratıcısı Jean-Georges Noverre (1727-1810)'nin doğum günü anısına ITI Uluslararası Dans Komitesi tarafından belirlenmiştir.
Her yıl, olağanüstü bir koreograf veya dansçı dünyada dolaşan bir mesaj vermeleri için davet edilir. Bu kişiler World Dance Alliance ve ITI Uluslararası Dans Komitesi iş birliği ile Uluslararası Dans Günü kurucu kurumu tarafından seçilir.
"Uluslararası Dans Günü Mesajı"nın hedefi tüm siyasi, kültürel ve etnik engelleri aşarak ortak dil olan Dans aracılığıyla insanları bir araya getirmek, bu sanatın evrenselliği içinde eğlenmek ve kutlamaktır.
ATATÜRK VE DANS
Bugün 29 Nisan Dünya Dans Günü… Çağdaş olmanın simgesini ve önemini bilen Atatürk, insanların her fırsatta dans etmesini arzu ederdi. Türkiye’de her alanda olduğu gibi modern dans konusunda da Ulu Önder, bir çığır açmıştır…
Atatürk'ün dansa bakış açısıyla ilgili birçok tarihçi araştırmalarını gelecek kuşaklara aktardı. Ülkemizin dans anlamında gurur duyulacak isimlerinden Ankara Devlet Opera ve Bale Sanatçısı Oğuz Özlem, Atatürk'ün dansa bakış açısını SÖZCÜ Pazar okurları için anlattı. Türk balesinin yaşayan efsanelerinden olarak kabul gören ve ülkemizi yurtdışında da yıllarca başarıyla temsil eden Özlem, “Klasik Batı müziği kadar olmasa da dans müziğinin modernleşmesinde Atatürk'ün dansa olan tutkusunun büyük rolü var. Çağdaş olmanın önemini bilen Atatürk, kadın ve erkek çiftlerin bir araya gelerek dans etmesinin hayal bile edilemeyeceği bir toplumda Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatrosu ve senfoni orkestraları kurarak sanatın bilgili, duyarlı, kişilikli insanlar yetiştirebileceğini ön görmüştür” dedi.
Teşvik etti
Atatürk insanların her fırsatta dans etmelerini arzu ederdi. Balo ve dans toplantılarına hiç yabancı değildi. Ali Fuat Cebesoy anılarında Mustafa Kemal'in Selanik'te kısa sürede olğanüstü vals öğrendiğini hatta Harp Okulu'nda okurken ders aralarında arkadaşlarına da öğrettiğini yazar. Onun bu dansa olan ilgisi yaşamı boyunca devam etmiş, Çankaya ve Ankara Palas'taki danslı toplantılarda partnerleriyle daireler çizerek forkstrat yaparken güzel dans etme bilinciyle çok neşelendiği; yanlarından geçen gençlere ‘Yaşamalıyız, canlı kalmalıyız’ diyerek onları dansa davet ettiği biliniyor.
Bugün bile benzeri yok
İnsana olan sevgisi ve sanatın yapısını çok iyi bilen ve uygarlık anlayışının bir yansıması olarak tüm güzel sanatlara ilgi gösteren Atatürk, bu düşünceler doğrultusunda 1930'dan sonra Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Türkiye'nin birçok kentinde zamanımızda bile olmayan balolar ve danslı gösteriler tertip etmiştir. Atatürk, polka, mazurka, kadril ve vals gibi salon danslarını daha çocukluk yıllarında öğrendiği için bu konuda neredeyse uzmanlaşmıştı.
Zeybek gözdesiydi
İzmir Kız Öğretmen Okulu'nu görmeye giden Mustafa Kemal'e Selim Sırrı (Tarcan) ile Mualla (Anıl) bir zeybek dansı sundu. Hayran kalan Atatürk, “Selim Sırrı Bey, zeybek dansını yeniden hayata geçirirken ona bir medeni şekil vermiştir” dedi. “Bu sanatkar üstadın, eseri hepimiz tarafından seve seve kabul edilerek millet ve toplum hayatımızda yer tutacak kadar gelişmiş, güzel bir şekil almıştır. Artık Avrupalılara ‘Bizim de mükemmel bir dansımız var’ diyebiliriz ve bu oyunu salonlarımızda, gösterilerimizde oynayabiliriz. Bu zeybek dansı her toplu gösteride kadınla birlikte oynanabilir ve oynanmalıdır” diyerek milli bir dans yaratılmasında öncülük etmiştir.
Messerer: "Atatürk baloda Maksakova ile vals yaptı ve bize taş çıkardı"
Ünlü Sovyet ve Rus bale sanatçısı Asaf Messerer, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün çok iyi vals yaptığını belirterek "Atatürk baloda Sovyet sanatçı Mariya Maksakova ile vals yaptı ve bize taş çıkardı" ifadelerini kullandı.
Bolşoy Tiyatrosu, merhum sanatçı Messerer'in Türkiye ile ilgili anılarını yayınladı. Messerer, 1935 yılında Atatürk'ün daveti üzerine Türkiye'de bir konser turuna katıldığını belirterek, konuklar arasında ünlü besteci Dmitriy Şostakoviç, kemancı David Oistrah, Maksakova, Natalya Dudinskaya, Abram Makarov, Lev Oborin gibi isimlerin yer aldığını vurguladı. Karadeniz üzerinden feribotla İstanbul'a geldiklerini belirten Messerer, Türk bakanların makam araçlarını kendileri için tahsis ettiğine de dikkat çekti. Sanatçı İstanbul'da Pera Palace otelinde ağırlandıklarını ve kendileri için sağlanan yiyecek ve içeceklerin ücretsiz olduğunu da ifade etti. Türkiye'de 1,5 ay kaldıklarını vurgulayan Messerer, şu ifadeleri de kullandı: "23 konser yaptık. İstanbul'da 5, Ankara'da 15 ve İzmir'de 3 konser düzenledik. Çok çalıştık, ama mutluyduk. Salonlarda sanata olan saygıyı hissettik"
'Atatürk etkileyici ve güçlü bir insandı'
Ankara'da konser dönüşü Atatürk tarafından bir köşkte özel olarak ağırlandıklarını belirten Messerer şöyle devam etti: "Resepsiyon sabaha kadar sürdü. O ana kadar Atatürk'ün resimlerini görmüştük. O an da kendisini gördük. Atatürk etkileyici ve güçlü bir insandı. Atatürk kadeh kaldırırken uzun bir konuşma yaptı…
Daha sonra müzik ve danslar başladı. Ben Dudinskaya ile vals yapmak istedim. Vals yaparken Dudinskaya'yı sadece sağ tarafa değil sol tarafa da doğru çekerek dans hareketlerinde bulundum. Tabii bizim opera sanatçıları bunu yapamıyordu… Birden Atatürk, Maksakova'yı dansa davet ederek vals yapmaya başladı. Atatürk dans hareketlerini iki taraflı uyguladı ve çok güzel vals yaptı! Üstelik omzunun üzerinden bana bakarak şunu ima etti: Böyle dans hareketlerini, böyle dans yapmayı sadece sen değil biz de yapabiliyoruz… Atatürk bize sonra üzerinde kendi resimleri ve imzası olan altın tabaklar hediye etti… Ben birçok kenti gezdim. Ama Türkiye gezisi hayatımda unutmadığım bir seyahat olarak hatıralarımda kaldı."






