Adil Özkeçeci: “AĞLAYANIN MALI GÜLENE HAYRETMEZMİŞ…”

Sofrası açık, cömert bir insanın, geleni gideni, misafiri çok olur derler, doğrudur. Bu güzellikleri kalbinde yaşatan, uygulayan çevresinde sevilip sayılan bir, Arhavili eşraftan ALİ HAYDAR bey işi icabı yıllar önce, Başkent Ankara’ya yerleşir. Karadeniz’in tüm güzelliklerini bağrında yaşatan Arhavi halkı da, çok çalışkan, babacan, sevecen insanların mekânıdır. Aile bağları çok güçlü, uzaktan bir dost dahi, bu insanlara bir kardeş gibi yakın hissedilir.

ALİ HAYDAR beyin Ankara’daki evi memleketten, Ankara’ya sağlık için, eğitim için, herhangi bir işini halletmek için gelen memleket insanlarının uğrak yeri olur. Bu eş, dost ve akraba yedirilir, içirilir, konuk edilir. İşi biten konuklar, otogara otobüse kadar da yolcu edilir. Bu saygın ailenin hemen hemen her gün bir konuğu gelir, diğeri gider. Ankara-Arhavi arası işlek bir yol. Aynı günde, aynı saatte yolcu misafire bilet bulmak zor. Ali Haydar bey bir gün bu sıkıntıya çare arar ve bu otobüs işletmesine uygun bir otobüs alsa da, aynı hatta gidip gelse, hem gelen, hem de giden misafirlerine hiç sıkıntı çekmeden üç beş koltuk misafir kontenjanı olarak boş dursa, anında misafirlerimizi yolcu etsek, diye düşünür ve kendisine uygun bir fiyatta, iflas eden bir kişi, borçlusuna borcunu ödemek için, icra dairesinde satış yapıldığını haber alır ve doğru mezat salonuna geçerler.

Borçlu zavallı, alacaklısı tarafından köşeye sıkıştırılmış. O zamanın fiyatı beş bin lira koca otobüs borçlusu tarafından bin lira bir değere alınmak üzereyken, Ali Haydar bey, iki bin lira der. Alacaklı şaşar, “bu adam nereden karşıma çıktı ucuz malı kapatacaktım” der, o da başlar artırmaya. İki bin beş yüz lira der, Ali Haydar bey, üç bin beş yüz der, alacaklı dört bin der ve nihayet Ali Haydar bey beş bin lira diyerek alışı yapar. Zavallı şoför Ali Haydar beye dua eder “ALLAH senden razı olsun, siz bu satışa katılmasaydınız, bu adam otobüsüme yalnız bin lira deyip beni perişan edecekti” diyerek şükranını ifade eder.

Ali Haydar bey, birkaç gün otobüse güzel bir servis, bakım yaptırır ve terminalde Arhavi hattında çalışan bir firmaya kayıt yaptırır. Yalnız her gün gelişte ve gidişte benim misafirlerim için üç beş koltuk boş bulunsun diye talimat verir. İlk sefer Ankara’ya yolcusunu alıp Çorum ili yakınlarına gelindiğinde bu otobüsten bir ses gelir. Bakarlar ki, aksı kırılmış, hemen bir telefon Ali Haydar beye haber verilir. Hemen en yakın tamirhanede yeni parça ile tamir ettirin der. Üç beş saat sonra, Samsun’a yol alırken, bir kartal ön cama çarpar cam kırılır. Hayırdır inşallah denir. Dualar yapılır, yine Ali Haydar beye haber verilir. Cam takılır, yola devamla memleket Arhavi’ye varılır. Ertesi gün Ankara’ya hareket edilir. Trabzon’a yaklaşırken, motor su kaynatır. Hemen hemen her gün her seferde böyle önemli bir arıza Ali Haydar beyi rahatsız eder. Bir düşünce salar, acaba bir hata mı yaptık, nedir bu otobüsü aldığımızdan beri bir gün bu arıza, yarın bir başka arıza… Ali Haydar bey doğru Müftü Efendi’ye giderek, “hocam başımızda bir mesele var. Ne olur bir zahmet bize manevi bir açıklama yapın. Durum böyle böyle oldu” diye otobüs alma işini olduğu gibi anlatır. Müftü Efendi dini açıdan bir yorumla, ağlayanın malının kimseye hayır getirmeyeceğini, hele bunun böyle bir icra kanalıyla satışı yapılıp satan adamın, işsiz kalmasının, bu adamın çocuklarına nafaka götüremeyişinin üzüntüsü, sizlere tesir etmektedir. Her ne kadar da gönül almış iseniz de, işsiz kalan bu kişinin ızdırabına tercüman olmak hayra alamettir, buyurur Müftü Efendi.

 Ali Haydar bey, doğru arabanın ruhsatındaki otobüs sahibinin ev adresine giderek kapıyı çalar. Kapıyı açan zavallı insan, “buyurun Ali Haydar bey” dediğinde, Ali Haydar bey, “al kardeşim şu otobüsünün ruhsatını. Anahtarı sana anamın sütü gibi helal olsun. Sen kullan. Çocuklarının rızkını kazan, paran olursa acelesi yok, olduğunda azar azar da olsa getirebilirsen borcunu bana öde” der. Zavallı adam Ali Haydar beye dua eder. “Borcumu en kısa zamanda öderim” der. Takva inançlı Haydar bey, “ağlayanın malının gülene hayrı olmazmış” deyimini bir kez daha tasdik etmiş olur. Şimdi rahmete kavuşmuş bu saygıdeğer, cömert insana, tekrar yüce Allah’tan rahmet diliyorum.

Muhterem hemşerilerim, bu mübarek Cuma günü, cümlemize huzurlar, saadetler getirir inşallah. Kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir