M. Erhan Durukan: “ANKARA RADYOSU”

Ankara Radyoso, 4 Mart 1934 tarihinde yayınına başladı. Ankara Radyosu, 1927 yılının Kasım ayında (bazı kayıtlarda 18 Ekim olarak geçmektedir) Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi tarafından devreye sokulmuş ve ilk defa 1554 metre üzerinden 5 kW gücündeki vericiyle yayın hayatına başlamıştır.

Daha sonra uzun dalga 182 kHz frekansında 120 kW gücüyle yayın yapmaya başlayan radyo, birçok defa yayın binasını değiştirmiş, 28 Ekim 1938’de yeni ve son binasına taşınmıştır. Aynı tarihte, 20 kW gücündeki kısa dalga istasyonunu da devreye almış, 1950 yılında ise çıkış gücünü 100 kW’a yükseltmiştir. Uzun dalga vericisi ise 1961 yılında 240 kW’a yükseltilmiştir.

Ankara Radyosu, diğer radyolarla birlikte, 1 Mayıs 1965’te Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’na (TRT) devredilmiştir.

Ankara Radyosu, 1938 yılında şimdiki binasına geçtikten sonra, ciddi manada eğitim öğretim yapan, sanatkrlar yetiştiren, Türk Müziğinin sorunlarına eğilen disiplinle eğilen bir öğretim kurumu olmuştu. 1936’da hizmete açılan Ankara Devlet Konservatuvarı kadrosundan da yayınlar için yararlanılır. Öte yandan, Türk Sanat Musikisi repertuvarı ile ilgili çalışmalar başlatılarak nota kütüphanesi kurulmasına çalışılır. Şimdilerde dahi faydalandığımız pek çok nota, Fahri Kopuz’un notalardır. Haliyle bir saz ve söz arşivi de bulunmadığından, canlı yayınların dışında, plak yayınları piyasadaki kaliteli plaklarla karşılanırdı. Sanat değerlerine göre tasnif edilen bu kayıtlardan, zamanla büyük bir arşiv oluşturulmuştu. Bu değerli arşiv 1960’lı yıllarda, anlaşılmaz bir nedenle hurda fiyatına plakçılara satıldı. Devam eden yıllarda bir plâk kayıt stüdyosu kurulmuş, icralar arşivlenerek plağa alınmıştı. Ankara Radyosu Kütüphanesi kurulduktan sonra, ünlü müzisyenlerin özel koleksiyonları toparlanmaya çalışıldı.

Radyonun tarihi gelişimi:

Radyoculuk girişimlerinden Mustafa Kemal’e bahsetmeye karar verilir. Gazi Mustafa Kemal’in “Getirsinler de dinleyelim o vakit.” demesi üzerine Hayrettin Bey tüm teçhizatı Orman Çiftliği’ne götürür. İstasyon aradıkları sırada aniden bir Rus radyosu karşılarına çıkar. Mustafa Kemal Sofya’da ateşe iken kulağı az çok Rusçaya dolgundu, bir müddet dinledikten sonra birden ayağa kalkıp “Efendiler, bakınız Ruslar şu anda radyodan propaganda yapıyorlar. Bu radyo bize ziyadesiyle gereklidir.” diyerek radyonun hemen kurulmasını emretti. Bu şekilde radyonun tarihi gelişimi kabaca özetlenebilir.

Türkiye’de radyoculuğun tarihi:

Telsiz ve telefon haberleşmesi imtiyazına da sahip bu yeni kurulmuş şirketin yüzde 40 sermayesi İş Bankası’na, yüzde 30’u Anadolu Ajansı’na, kalan yüzde 30’u ise dönemin üç tecrübeli gazetecisine (Gümüşhane vekili Cemal Hüsnü Taray, Falih Rıfkı Atay ve İleri Gazetesinin sahibi Sedat Nuri İleri) aitti. Radyo yayınları, 10 yıllık sürenin sonunda TTTAŞ’nin sözleşmesi zarar ettiği gerekçesiyle yenilenmediğinden haklar PTT’ye devredildi. Bu arada, 1930’lu yılların başında ülkemizdeki radyo sayısı da 2 binleri geçmişti. Gerçek düzenli radyo yayıncılığı ise 28 Ekim 1938’de başlamıştı. Radyo 1970’li yıllarda Türkiye’nin tamamında dinlenmeye başlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir