Nükhet Ocak Balkan: “ALİ AVNİ ÇELEBİ”

Ali Avni Çelebi, 1 Mart 1904’te İstanbul ‘da doğdu. Türk ressam.

Ali Avni Çelebi, Bağdat mektupçuluğundan emekli, döneminin aydınlarından Suphi Bey ve Ramiye Hanımın on iki Çocuklarının dokuzuncusu olarak İstanbul’da dünyaya gelir. İlk ve orta öğrenimlerini de İstanbul’da tamamlayan Çelebinin resim yeteneği çocukluk yıllarından başlayarak ailesi ve çevresinin ilgisini çeker. Vefa Lisesi’ndeki orta öğreniminden sonra Sanata karşı büyük bir ilgi duyan babasının teşvikiyle ve  yeteneğinin öğrenimle pekiştirmesi için  Sanayi-i Nefise Mektebe-i Alisi’ne girer.1918’de girdiği Sanayi-i Nefise’de  Hikmet Onat ve İbrahim Çallı’nın öğrencisi oldu. 1922’de kendi olanaklarıyla Münih’e giderek Hans Hoffman’ın yanında çalıştı.

Daha sonra Münih Akademisi Grober atölyesine girmiş ve bir sömestr öğrenim görmüştür. Mahir Tomruk’un önerisiyle katıldığı Hans Hoffman Atölyesi’nde ise ancak iki ay çalışabilmiş, ekonomik yetersizlikler nedeniyle Berlin’de aile dostlarının yanında kalarak, Berlin Akademisi Kleve Atölyesi’ne devam etmek zorunda kalmıştır. Bu dönemde devlet bursu almayı başaran Ali Avni, 1927 yılına kadar Hoffman öğretisinde eğitimini sürdürmüştür. Hofmann’ın beğenisini kazanan Çelebi, atölye asistanı olur. 6 Haziran 1927’ de Türkiye’ye döner ve Konya Kız Öğretmen Okulu’na atanır. Dört hafta sonra askerlik görevi ile İstanbul’a döner ve Harp Akademilerinde desinatör olarak görev yapmaya başlar.  Askerlik bitiminde döndüğü Konya’daki görevinden istifa eder.  1927 yılında Türkiye’ye geri dönüp ‘Müstakil Ressamlar Birliği’ni kurdu.

1930 yılında Almanya’ya Hofmann okuluna, atölye asistanlığına geri döner. Ancak Almanya’da savaş rüzgârları esmekte, ekonomik krizin, politik değişimin zor günleri yaşanmaktadır. Hoffman Amerika’ya yerleşme planı içindedir. Çelebi’ye de beraber gelmesini önerir, ancak Çelebi bu cesareti kendinde bulamaz ve yurda geri döner. 1931 yılında atandığı akademi muallim yardımcılığı görevinden aynı yıl uzaklaştırılır. 1934 yılına dek işsiz kalan Çelebi, Zeki Kocamemi ile birlikte kuş kafesi yaparak yaşamını sağlamaya çalışır. 1934 yılında, o da Mahmut Cûda gibi İstanbul Üniversitesinde bir görev bulur. Arkeoloji bölümü desinatörü olan Çelebi, ancak Lévy’nin Akademide görev almasından sonra, 1938’de tekrar Akademide göreve çağrılır

1932 ve 1938 seneleri arası Güzel Sanatlar Akademisi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde akşam kurslarında eğitim görevlisi olarak çalıştı. Resim anlayışında çıkan uyumsuzluk dolayısıyla buradan ayrıldı ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde eğitim görevlisi olarak çalışmaya başladı.  1938’de Leopald Levy Güzel Sanatlar Akademisi’nde göreve başlayınca okula geri dönerek Levy’nin asistanlığını yaptı ve 1967’de emekliye ayrılana kadar Feyhaman Duran’ın atölyesinde atölye hocalığı görevini sürdürmüştür.

Sanat anlayışıyla Türk Resim Sanatına yeni boyutlar katan Çelebi, 1931 yılında atandığı Akademi Muallim Yardımcılığı görevinden aynı yıl uzaklaştırılmıştır. Mesleği dışında, başka bir görev kabul etmeme kararı nedeniyle 1934 yılına dek aktif çalışma hayatından uzak kalan Çelebi, Zeki Kocamemi ile birlikte kuş kafesi yaparak yaşamını sürdürmeye çalışmıştır. 1934 yılında, o da Mahmut Cuda gibi İstanbul Üniversitesi’nde göreve atanmış ve Arkeoloji bölümü desinatörü olmuştur.

Çelebi ilk kişisel sergisini 1932 yılında açmıştır. Daha sonra 1975’ten başlayarak günümüze kadar biri Ankara’da, yedisi İstanbul’da olmak üzere sekiz kişisel sergi açan sanatçı, yurt içinde ve yurt dışında birçok karma sergiye de katılmıştır.

28 Ağustos 1993’te İstanbul’da hayatını kaybeden Ali Avni Çelebi, Türk Resim Sanatına yeni boyutlar katan çağdaş resim anlayışının belirlenmesinde pay sahibi olan bir sanatçıdır. Dışavurumcu anlayıştan ve Resimde Kübizimin uzantısı olan resimsel uygulamalardan; akıl, düşünce ve hayal gücü, dünya görüşü ve yeteneği paralelinde yararlanmış ve özgün bir yoruma ulaşmıştır. Sanat anlayışıyla Türk resim sanatına yeni boyutlar katan Çelebi; 1944 yılında düzenlenen 6. Devlet Resim ve Heykel Sergisinde “Çam Korusu” adlı eseriyle birincilik ödülüne lâyık görülür.