M. Erhan Durukan: “YESARÎ ASIM ARSOY”

Yesari Asım Arsoy, 18 Ocak 1992’de İstanbul’da vefat etti. Cumhuriyet dönemi Klasik Türk müziği bestekârı, söz yazarı ve yorumcu.

Yesârî Asım Arsoy, 6 Ağustos 1900 tarihinde Yunanistan’ın en büyük şehri Drama’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini orada tamamladı. 1917’de ailesi Rumeli’den Adapazarı’na göç etti. 1920’de İstanbul’a yerleşti. Antalya, İzmit ve İstanbul’da çeşitli büro işlerinde çalıştı. 1930’dan sonra musiki dersleri verdi.

Bugün Yunanistan sınırlarındaki Doğu Makedonya’nın en büyük şehri olan Drama, 1371’de Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine girmiş. Beş yüz yıldan fazla bizim egemenliğimizde kalmış. Arsoy’un ataları Konya’dan göç edip buraya yerleşmiş. Köklü bir aileye mensup. Babasının dedesi Ömer Efendi, Prizren’de tekkesi olan bir şeyh. Aynı zamanda bilinen, sevilen bir hattat. Mezar kitabeleri yazmakta ve kitabelere tarih düşürmekte oldukça usta. Sol elle yazıyor… Mustafa Âsım ve ablası da solak. Bu sebeple Yesâri (solak) adını alıyorlar.

Türk Sinemasının “altın çocuk”u Göksel Arsoy, Âsım Bey’in yeğeni. Abisinin oğlu.

Yesârî Asım Arsoy, Musikiye önce saz, sonra udla başladı. Çeşitli saz sanatçılarından ders aldı; İstanbul’da İzzeddin Hümâyî Elçioğlu’dan Türk Musikisi ile ilgili bilgiler edindi; İzmit’te çalıştığı süre içinde de besteci Zeki Arif Ataergin ile Fehmi Tokay’dan yararlandı. 1929’dan başlayarak bestelediği şarkılarla ilgi çekti. 1930’dan sonra şarkıları plağa alınmaya başladı; eserlerinin çoğunu kendisi plağa okudu. Sahnede, radyoda okumaktan kaçınan Arsoy’un kendine özgü bir okuyuşu vardır.

Arsoy’un babası Ömer Lütfi Efendi de son derece dindar, gelenek göreneğine bağlı bir Osmanlı efendisi. Ailede çok ciddi anlamda talim ve terbiye var. Bu dini yaşayış ve terbiye Arsoy’un hayatında çok etkili. Kendisi de aynı babası gibi dindar ve son derece terbiyeli, titiz, paraya gereğinden fazla değer vermeyen biri.

Şarkılarıyla olduğu kadar, gündelik konuların işlendiği fantezileriyle de tanınmış bir bestecidir. 1930 ve 1940’lar, şarkı türünün, yerini daha hafif bir tür olan fantezi ve bıraktığı bir dönemdir. Arsov’un kimileri kantoya benzeyen fantezileri ve birçok şarkısı bu dönemde çok tutulmuştur.

Verimli bir bestecidir ve genellikle belirli makamları özgün bir yaklaşımla kullanır. Geleneksel şarkı anlayışını sürdürmeye çalıştığı eserleri de vardır. Bu anlayış içinde bestelediği şarkıları en başarılı eserleridir. En iyi şarkısı sayılan, Hüseynî makamındaki “Fâriğ olmam meşreb-i rindaneden” bu tür eserlerine bir örnektir. 250 kadar şarkı ve fantezi bestelemiştir.

BAŞLICAYAPITLARI:

Yüzyıl o güzel gözlere baksam yine kanmam;

Ömrümce o saf aşkını kalbimde yaşatsam;

Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır;

Sazlar çalınır Çamlıca’nın bahçelerinde;

Akasyalar Açarken;

Yar saçların lüle lüle;

Hisarlı kız;

Sarı zambak;

Bekledim de gelmedin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir