Av. Orhan Bali: “İŞGAL BAŞLIYOR”

OSMANLI’DA AYRILIKÇILIK HAREKETLERİ (39)

İŞGAL BAŞLIYOR

Av. Orhan BALİ

Venizelos’un, sözde, bizi öz Yunanlı yapmak, hidayete eriştirmik (!) ödevi ile yola çıkardığı askerleri taşıyan vapurlar 15 Mayıs 1919 Perşembe günü saat 8.00 ile 9.00 arasında İzmir Limanı’na girdi.

Yunan kuvvetleri saat 10.00 sularında Punta, Alsancak ve Pasaport iskelelerinden karaya çıkarıldı. Telgrafhaneden Alsancak’a kadar bütün rihtım Yunan askerleriyle doldu. Tümenin 4. Alayı Evangeliki Okulu’na, 5. Alayı Aydın hattı yakınında tütün deposuna yerleştirildi. Buraları Rum muhiti olduğu için bir hadise çıkmadı. Efzun alayı, Göztepe semtine gidecektir. Avcılar kulübü önünde, Metropolit Hrisostomos, bütün Ortodoks papazları yanında olduğu halde, dini törenle, efzunları takdis etti.

Büyük bir halk kalabalığı, rıhtım üzerindeki asker safları içine girdi. Efzunların ellerini öptü. Subayları kucakladı. Kendilerinin deyimiyle: “Ciğerlerinin bütün kuvvetiyle, ‘Zito, Zito’ diye bağırmak için bir tek dakika bile istirahat etmedi.”

Bir Yunanlı bu manzarayı şöyle anlatıyor:

“Bunun bir kalp birliği, çiçek ve bayrak bayramı olduğunu söylemek kâfidir. Bütün Yunan filosu orada, bütün askerî muzikalar millî havalar çalıyor. Gemilerin düdükleri keskin sesleriyle, bütün kiliselerin çanları bu şenliğe iştirak ediyor, metropolit ve rahipler diz çökmüş, ağlayarak ve ilahiler söyleyerek halâskâr bayrakları öpüyorlardı. Ordu ve deniz erleri sevinçten sarhoş olmuş halkın elleri üzerinde, çiçekler içinde sokaklardan geçiyorlardı. İzmir beş asırlık esaretten sonra tekrar kendi hüviyeti olan Yunan hürriyetini elde etmiş oluyordu.”

Albay Zafiryo telsizle Atina’ya, “Tam bir sükûn!…” haberini veriyor, günlük emirleri, bildirileri birbirini takip ediyordu.

YUNAN İŞGAL KUVVETLERİNE YUNAN BAŞBAKANININ MESAJI

İzmir’e çıkarılan kıtalara Venizelos’un yeni mesajı geldi. Bunda Yunan Başvekili şöyle diyordu:

“Büyük devletler İzmir’i, bu şehirde asayişi temine memur bulunan Yunan kıtalarıyla işgale karar vermişlerdir. Millî ordumuzun uzun tarihinde, tümenlerinden birine sizinki kadar şerefle dolu bir görev, pek az verilmiştir. Buna liyakat göstereceğinizi şimdiden biliyorum. Biliyorum ki, subay ve er hepiniz haklı gurur ile bu görevi hissediyor ve her biriniz millet önünde sorumluluğunuzu anlıyorsunuz.

Tümenin erlerinden her biri, bizzat Yunan milletini temsil ettiği fikrini iyi anlamalıdır. Hatırlamalıdır ki, Yunanistan’ın yalnız kendi milletinden değil, aynı zamanda İzmir’de çok olan yabancıların da göreceği saygı, onun sözüne ve ayrı ayrı her hareketine tâbidir.

Barış Konferansı’nun, İonia’nın başbeldesinde asayişin muhafazasına dikkati, bize vermek kararı bir bahşettiği şeref, bize karşı ne derece bir güven beslediğini gösteriyor ve ben sizin bu itimada liyakat göstereceğinizden eminim. Vatandaşlarınıza karşı ve hareketiniz hakkında herhangi bir tavsiyede bulunmaya lüzum görmüyorum. En büyük felâketler içinde dahi asla ümitsizliğe düşmeden asırlarla bu mesut günü bekledik.

Bundan başka, Türk, Ermeni Yahudi unsurları hakkında olduğu gibi, çeşitli Avrupa kolonileri hakkındaki tavır ve hareketlerinizle Yunan ordusunun yalnız cesaret, fedakârlık ve ruh yüksekliği itibariyle müttefiklerinden daha aşağı seviyede olmadığını değil, aynı zamanda medeniyetin en ön safhında bulunmak şerefini taşıdığını da göstermelisiniz. Millî emellerimizin büyük bir ölçüde tahakkuku bütün yabancı unsurlara ve özellikle bunlar içinde en çok olan Türk unsuruna karşı telkin edeceğiniz itimada bağlıdır. Milletin dilekleri sizinle beraber.”

(Yarın: İŞGAL GÜNÜ PATLAYAN SİLAHI, KİM ATTI?)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir