Orhan Bali: “İZMİR’DE İSYAN BAŞLANGICI”

OSMANLI’DA AYRILIKÇILIK HAREKETLERİ (28)

İZMİR’DE İSYAN BAŞLANGICI

Av. Orhan BALİ

Savaş senelerinde Urla İlçesi, Demircili Rum Köyü büyük insan kaçakçılığının merkezi olmuştu. Özel bir kurul Türkiye’den ayrılmak isteyen Rumları durmadan adalara kaçırmaktaydı. Sakızlı kayıkçılar bu işte başlıca vasıta olarak kullanılmıştı. Vak’a, savaş sonlarına doğru yakalanan kaçakçıların İzmir Dîvân-ı Harbi’ndeki itiraflarından öğrenilmişti. Kaçırılan Rum gençleri, Yunanistan ve Makedonya’daki İngiliz ve Fransız ordularına gönüllü yazılmışlardı. Bu teşkilatı ve Ege sahillerindeki casusluk işlerini eski İzmir Konsolosu ve Amiral Galthorpe’un kâtibi Binbaşı Haskot Smith idare ediyordu.

Mütareke’den sonra bütün bu firariler, yabancı orduların üniformaları ile köylerine dönmeye başlamışlardı. Yunan Kızılhaçı ilaç dağıtmak ve halkı tedavi etmekle uğraşırken bu yeni gelenleri de ihtilale hazırıyorlardı. Bu yüzden memleketin asayişi ağır surette bozulmak istidadını göstermişti. Venizelos’un yukarıda söylediğim direktifi suya düşmüşe benziyordu. Urla ve civarındaki Türkler tecavüze uğradı. Yollarda bağ ve bahçelerinde birer ikişer öldürülenlerin sayısı yüzü geçti. Sultan Vahdettin’e yabancı mümessillere telgraflar çekildi, dert dinletilemedi. Türklerden bir kısmı yurtlarını ve nefislerini korumak için silahlandı. İki tarafın da sinirleri gerilmişti.

İstanbul’da Fransız Mümessili General Franchet d’Esperey Bâbıâlî’yi sıkıştırdı, “Rumların öldürmek için silahlanan Urlalı Türklerin cezalandırılmasını,” istedi. İstanbul Hükümeti, -denildiği gibi- silahlı Türkler varsa memleketin selâmeti namına hemen harp divanına teslimlerini emretti.

Urla’da 30.000 küsur Rum nüfusuna karşılık 3.500 kadar Türk vardı. Himayeye muhtaç olan bunlardı. Urla’nın uyanık gençleri, Rumların tecavüzünü ve ölüm vakalarını istatistikler ve fotoğraflarla tespit ediyorlardı.

Eski Konsolos Binbaşı Smith İzmir’e geldiği zaman ne kadar Hıristiyan mahpus varsa hepsini serbest bıraktırmıştı.

İstanbul’da da, akîm kalan, böyle bir teşebbüste bulunmuştu. U defa İzmir’deki Yunan propaganda heyeti âzâsından Avukat A. Etioeni olduğu halde Urla ve Çeşme çevresini dolaştı. Savaş zamanında tanıdığı ve kullandığı casuslarla açıktan selamlaştı. Bunlardan tutuklu olanlarını kurtardı. Casus şebekesi içinde çalıştıkları kimseler bu vesile ile öğrenilmiş oldu.

Mr. Simith, Urla kaymakamlık makamına geldi. Odada Kaymakam Tahir Bey’den başka Rumca Meşrutiyet gazetesi sahibi Kosti, Dr. Karanfilidis, Kalazumen Başhekimi Nikolaki Karamanoğlu ve Jandarma Subayı Nuri bulunuyordu. Noter Sabri Bey polis vasıtasıyla çağırtıldı ve toplantıda hazır bulunduruldu. Smith, hiçbir başlangıç söze lüzum görmeden doğrudan doğruya kaymakama çıkıştı:

“Sen necisin Kaymakam Bey? Gelirken otomobilim çamur içinde kaldı. Yolların halini görmüyor musun?”

Kaymakam beklemediği bu tarz konuşmadan sıkıldı.

“Efendim, Vilayete yazdımdı da, Nafıaya yazdımdı da…”

Eski konsolos, kaymakamın cevabının sonunu beklemedi:

“Baksanıza. Belediye reisliği açıkmış, burada Rum belediye reisi görmek isterim. Bu çoğunluğun hakkıdır.” dedikten sonra İngiliz şivesiyle Türkçe ve mağrur bir eda ile sözlerine devam etti:

“Kazanızda emniyet  yoktur, Rumlar bağ, bahçelerine gidemiyorlar, öldürüyorsunuz! İşitiyoruz ki teşkilât yapıyor, silahlanıyormuşsunuz!

Türkiye’yi müttefikleriyle beraber yendik. Top ve tüfenklerini aldık. Neyinize güveniyorsunuz. Yaptıklarınız hükümetinizin programına aykırıdır. Sizi medeniyete davet ederim. Vahşete (!) devam ederseniz mahvolacaksınız.”

22 Ocak 1919’da akşama doğru polis komiseri Hüseyin Efendi yanında iki jandarma ile suçlu bir Rumu yakalamak için Rum mahallesine girdi, silahla karşılandı. Anarşi, isyan üç gün devam etti. İzmir Jandarma Tabur Kumandanı Emir Fikri (Özalp) Bey’in kumandasındaki kuvvetlerle İzmir’den gelen bir tabur asker yetişti, asilerle müsademe etti, ihtilali bastırdı.

Rum ölüleri arasında hususi üniformalı cesetler, resmî silahlar bulundu. Ölenlerin şapkalarında “Ya İonia ya peteno” (Ya İyonya ya ölüm) yazılı idi.

Rum basınının ilk zamanlardaki zoraki itidali andıran yazılarından artık eser kalmamıştı. Gazetelerinde şiddetli makaleler, yazılar çıkıyordu. Bunların ön safında yine Kozmos gazetesi bulunuyordu.

Urla isyanı üzerine sıkı tahkikat yapıldı. Tecavüzün Rumlar tarafından yapıldığı resmen anlaşıldı. Bunun üzerine Vali Nurettin Paşa 31 Ocak 1919’da İtilâf Devletleri mümessillerini

Urla’ya getirdi. Vak’a yerinde ayrı ayrı şahitler dinlendi. Türklerin haklı olduğu meydana çıktı.

(Yarın: İZMİR’İN İŞGALİ KARARI, VENİZELOS’UN ROLÜ…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir