Orhan Bali: “İZMİR’DE RUM VE YUNANLILARIN NÜMAYİŞLERİ”

OSMANLI’DA AYRILIKÇILIK HAREKETLERİ (24)

İZMİR’DE RUM VE YUNANLILARIN NÜMAYİŞLERİ

Av. Orhan BALİ

İZMİR’DE RUM VE YUNANLILARIN NÜMAYİŞLERİ

Şimdi de Mütareke’den sonraki konulara geliyorum:

İzmir İttihat ve Terakki merkezinde günlük işlerimle uğraşıyordum. Avusturyalı ihtiyar bir ressam odama girdi. Bu zat bütün artistler gibi temiz kalpli, birçokları gibi fakirdi. Harbin geçimi zorlaştığı sırada tablolarının satışına yardım ederdim. Tanışmamız böyle başladı, sonraları münasebetimiz dostluk derecesini buldu. İhtiyar heyecan içinde titriyordu, sordum:

– Ne var? Çok telaşlısınız?

Başını salladı:

– Korkuyorum saldıracaklar! dedi, Vak’ayı anlattı:

Öğle zamanı (7 Kasım 1918)) Kale’den İzmir Limanı’na bir geminin ilerlediği görülür görülmez, Rumlar ayaklanmışlar… Gelenin bir İngiliz gemisi olduğu anlaşılınca çıldırmışlar… Her taraf Yunan bayrağı içinde imiş…

Bu sırada telefon çaldı. Meşrutiyet inkılâbı için çalışmış emekli bir subay telefonda:

– Ben Hüseyin Lütfü, rıhtımdan telefon ediyorum. Burası Yunanistan’a döndü. Şiddetli bir Yunan nümayişi karşısındayız. Hükümet, aczinden bir şey yapamıyor, çare bulmalısınız!

Düşmüş bir partinin temsilcisinden çare aramak! Düşündüm, bu bir parti meselesi değil, Vali vekili Kumandan Nurettin Paşa’ya koştum. Paşa yalnızdı, vilayet makamının geniş odasında sinirli sinirli dolaşıyordu. Beni görünce, “Hüseyin Lütfü adında birisini tanır mısınız? Ne tuhaf bir adam!” diye söze başladı. Paşa’nın telefon konuşmasının daha sertiyle karşılanmış olduğu anlaşılıyordu. Vali’ye göre nümayiş devam ediyormuş…

Anladım, Paşa işe el koymaktan çekiniyordu.

Hükümetten ayrıldım, Kemeraltı ve çevresindeki Türk Çarşısı tatil gününü andırıyordu. Herkes bir kenara çekilmişti. Bu hal ani bir vuruşma tehlikesinin olmadığının işareti idi.

O gün saat ikide bir İngiliz monitörü İzmir Limanı’na girdi. Geminin Kumandanı A. Dickson İtilaf Devletleri ile aramızda resmî münasebatı kurmakla görevliydi. Harp zamanında kesilen telgraf kablosunu tamir ve resmî haberleşmeyi sağlamak için kumandanın yanında bir fen heyeti de vardı.

Bunların gelişi Osmanlı vatandaşı Rumların gizli emellerini açığa vurmalarına sebep olmuştu. Binlerce Rum nümayişçi Kordon Boyu’nu kapladı. Bir papaz, elindeki revolveri havaya boşalttıktan sonra monitörde dini bir ayin ile –aklınca- İzmir’in Yunanistan’a ilhakını (Enosis) takdis etti. Günlerden beri Rum matbaalarının hazırladıkları rozetler, Venizelos’un resimleri halka dağıtıldı. Ayafotini Kilisesi’ne 1800 lira kıymetinde olduğu söylenen büyük bir Yunan bayrağı törenle çekildi, hazır bulunanlardan bu yabancı bayrağa sadakat yemini istenildi. Hararetli demeçler ve kiliselerin saatlerce süren çan sesleri ile nümayişçilerin heyacanı körüklendi.

O gün ve o günün gece yarısına kadar kendi deyimleriyle “kurtuluşlarını, Yunanlıların ve müttefiklerinin zaferini kutladılar.” Bütün bu gürültüler arasında Yunan bayraklarının yanında İngiliz, Fransız, Amerikan bandrası salladığı halde İtalyan bayrağının ihmal edildiği göze çarpıyordu.

O günün akşamı azgın bir nümayişçi kafilesi, Milaslı Cemil ve Otelci Naim Beylerin idaresindeki Splandit Palas oteline baskın yaptı. Zorla Türk otelinin balkonundaki Türk bayrağı indirilerek yerine Yunan bandırası çekildi. Bu sırada Nurettin Paşa ve Dickson otelde bulunuyorlardı. Her iki kumandan bu acıklı hale seyirci kaldılar; yalnız otel müşterilerinden Bergamalı Nesim Nevaros adında bir Musevi vatandaşımız bu taşkınlığa karşı koydu. Asılan Yunan bayrağını Dickson’un önünde ayakları altına aldı, çiğnedi.

Ertesi günü İzmir gazetelerinde valinin ve monitör kumandanının birer bildirisi çıktı. Vali ne gibi hallerde bayrak asılacağını anlattıktan sonra, “Usulsüz bayrak çekenlerin kanuni takibe uğrayacaklarını,” hatırlattı. Bundan, bir gün önceki günahların affolunduğu manası da çıkabilirdi.

İngiliz kumandanı da Rumların hoşuna gitmeyecek bir dil ile:

Müttefiklerin şerefine yapılan nümayiş ve ziyadesiyle takdir olunmakta ise de ahâli henüz sulh olmadığını, buraya limanı açmak ve müttefiklerin menfaatlerini korumak için geldiğimizi unutmamalıdır,” dedi.

(Yarın: AZINLIKLARIN NÜMAYİŞLERİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir