Orhan Bali: “GENERAL METAKSAS’IN VENİZELOS’A VERDİĞİ RAPOR”

OSMANLI’DA AYRILIKÇILIK HAREKETLERİ (23)

GENERAL METAKSAS’IN VENİZELOS’A VERDİĞİ RAPOR 

Av. Orhan BALİ

Böyle bir barışla Yunanistan’a tahsis olunacak sahil bölge, herhalde ekonomi bakımından yaşayacak ve strateji bakımından müdafaası mümkün olacak şekilde sahilden sahile doğru derin bir bölge olması icabedecektir. Bu suretle Yunanistan’a terk edilecek bölgede kesif Türk toplulukları da bulunacağı gibi Anadolu’nun diğer kısımlarındaki Rumlar, Türklerin elinde ve kendi hallerine bırakılmış olacaktır.

Yunanlılar için müsait tahminlere göre İzmir vilayetinde Türklere karşı Rumların nisbeti sekize karşı beştir. Trabzon vilayetinde ise bu nisbet sekize karşı dörttür. Yunanistan’ın İzmir vilayetinde, kendisine verilmesini istemek tasavvurunda bulunduğu 114 bin kilometrekare bölgede Rumların nisbeti daha azdır. Bu şartlar altında Yunanistan’ın Anadolu sahillerinde de bulunacak olan küçük müstemlekesi, Yunanistan’ın diğer kısımlarında denizle ayrılmış olacağı halde bu bölgeyi geri almak için fırsat bekleyecek olan Türkiye’ye mücavir bulunacağından Yunanistan için bu müstemlekenin idaresi ve muhafazası zor ve çok külfetli olacaktır.

Hele Balkanlar’da herhangi bir ihtilât vukuunda Anadolu’daki Yunanistan müstemlekesi kendini, kendi askerî kuvvetleriyle müdafaa etmek zorunda kalacaktır. Müstemlekenin bütün Rumları seferber hale getirilse bile 40 bin etrafında olacak ordusu müdafaa için bile kâfi gelmeyecektir.

Böyle bir hale sebebiyet vermemek için Yunanistan devamlı bir surette Balkan memleketlerinin isteklerine boyun eğerek Balkanlarda herhangi bir ihtilâtın vukuuna meydan vermemesi icap edecek ki bunun nereye varması ihtimali bulunduğu aşikârdır.

Yunanistan’ın Anadolu’da bir askerî harekette bulunması halinde bir asker sıfatıyla fikir, mütalâa ve kanaatlerimi bu suretle Başbakan Venizelos’a arz ve izah ettikten sonra şu tavsiyelerde bulundum:

Bütün Yunan ordusunun iştirakiyle yapılsa bile başarısız kalmaya mahkûm olan Anadolu’da yalnız askerî bir sergüzeşte atılmaktan kaçınmak değilm, fakat aynı zamanda Türkiye ile Yunanistan’ın arasının bozulmaması lâzım gelmektedir.

Kanaatimce Türkiye’ye karşı barışçı bir siyaset takip etmek Yunanistan için en salim, en isabetli ve doğru harekettir. Çünkü bu suretle Anadolu’da yaşayan Rumlar günden güne artacaklar, ilerleyecekler, ekonomi ve sosyal bakımdan gelişeceklerdir. Bu şartlar altında istikbal herhalde Yunanlılar lehine emniyet altına alınmış olacaktır. Bilhassa Türkiye, dünya savaşından zayıf ve parçalanmış olarak çıkacağı cihetle Yunanistan bundan faydalanarak Türkiye ile barışçı ve iyi münasebetler tesis ettiği takdirde Anadolu’da yaşayan Rumların himayesi ve serbestçe gelişmeleri sağlanmış olacaktır.

Buna muvazi olarak şayet Yunanistan Edward Grey’in tekliflerini behemehal kabul etmek zaruretinde kalırsa aşağıda izah edeceğim iki şıkkın, temin edilmesi kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu Venizelos’a bildirdim:

1-  Anadolu’da harp harekâtı zamanı geldiğinde bu harekâta Yunanıstan’la aynı ölçüde müttefik askerî kuvvetlerinin iştirak etmesi ve bu suretle Türklerle savaşın sonuna kadar başarılı bir şekilde cereyanının ve bitmesinin temini.

2- Türk Devletinin tamamiyle ortadan kalkmasını veyahut Yunanistan’ın Anadolu’daki müstemlekesine zarar vermeyecek şekilde küçülmesini sağlayacak şekilde müttefiklerin de Türkiyenin parçalanmasına iştiraklerinin temini.

Bu iki şart tahakkuk etmeyince Yunanistan’ın Anadolu’da girişeceği savaş harekâtına Türkiye’de yaşayan Rumlar için olduğu kadar Yunanistan için ne zararlı ve hatta felâketli olacağına dair olan kanaatimi açık bir surette Başbakan Venizelos’a bildirdim.

Başbakanla yaptığım iki görüşme sırasında Anadolu’ya dair olan kanaatlerimi kendisine şifahi olarak izah ettikten ve bu hususta sunduğum yazılı raporlardan sonra Venizelos’un fikir ve kanaatlerimi kabul ettiğine emin oldum.

Bununla beraber Venizelos, 14 Ocak 1915’de Anadolu hakkında benden geografik bir rapor istedi. Bu münasebetle tanzim ettiğim ve Venizelos’a sunduğum rapora ek olarak takdim eylediğim yazıda, Anadolu’nun idari ve siyasi bakımdan ayrılması, bu ülkenin ekonomi ve etnoloji bünyesinde önemli anormalikler husule getireceğini ve bunun zamanla doğuracağı ihtilatları gidermek için iki taraftan birinin tahakkümü ve tekrar Anadolu’nun birleşmesi sağlanıncaya kadar çetin mücadelelere sevk etmesi mukadder bulunduğunu izah ettim.

Kezalik, 18 Ocak 1915’de Venizelos’a sunduğum raporda, Birinci Dünya Savaşı’ndan zayıf düşecek olan Türkiye’nin Anadolu’da yaşayan Rumlara karşı takibatta bulunamayacağını ve fakat Yunanistan müttefikler safında savaşa katıldığı takdirde emniyet bakımından Anadolu sahillerinde yaşayan Rumların takibata uğramaları ve oradan kovulmaları ihtimali bulunduğunu ve bu Rumların bilâhare tekrar memleketlerine dönmeleri ancak Türkiye’nin tamamiyle parçalanmasına ve yok edilmesine bağlı olacağını uzun ve reddi imkansız delillerle izah ettim.

Bunun üzerine son defa olarak 15 Şubat 1915’de kendisiyle vaki olan görüşmemiz sırasında Venizelos fikir ve kanaatlerimi takdir ederek bana aynen şunu söylemiştir: “Görüyorum ki yapacağımız en iyi şey rahat durmaktır.”

Bununla beraber Venizelos’un hakikati itiraf ederek aklı selim ile hareket edişi pek az sürmüştür. Sonradan fikir değiştirip ansızın Yunanistan için bir facia ile neticelenen menhus karara varması Venizelos’un garip siyasi psikolojisinin bir muammasını teşkil etmektedir.

O günden sonra, Anadolu bünyesinden Yunanistan’ın kat’i olarak kurtuluşu için Türkiye’deki Rumlarla Yunanistan’daki Türklerin mübadelesini teklif etmiş olan Venizelos, Anadolu’yu sevmeye ve sahillerini seyrederek gözleri yaşarmaya ve haritalarda Yunanistan’a tahsis olunacağını kendi kendine tasarladığı 125.000 kilometrekarelik Anadolu parçasının dağlarını, şehir ve kasabalarını ve münbit ovalarını tespit etmeye başlamıştır. 

(Yarın: İZMİR’DE RUM VE YUNANLILARIN NÜMAYİŞLERİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir