Av. Orhan Bali: “YUNAN BAYRAKLARI ELDE”

OSMANLI’DA AYRILIKÇILIK HAREKETLERİ (21)

YUNAN BAYRAKLARI ELDE

KİLİSELERDE, PATRİK VEKİLİNE VEKÂLET VERİLİYOR,

HÜKÜMETİN ACZİ, VENİZELOS’UN KONFERANSTAN İSTEDİKLERİ

Av. Orhan BALİ

4 Şubat 1919’da Venizelos, konferans huzurunda Yunanlıların dileklerini anlatmış, Türkiye’den Trakya’yı, Meis Adası karşısından başlayarak kuzeye, Marmara Denizi’ne doğru uzanan bir hattın batısındaki yerleri istemişti.

Bursa, Mudanya, Gemlik şehirleriyle Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla vilayetlerini bu yerler içine almış, yalnız Boğazlar mıntıkasını bunların dışında tutmuştu.

Venizelos Yunanistan’a bırakılmasını istediği yerlerdeki Türkler’den göçmek arzusunu göstereceklerin gayrimenkullerini Yunan Hükümeti’nin satın almasını, buna mukabil Osmanlı Hükümeti de daralacak yeni sınırlar içindeki Rumlardan Anadolu’da eline geçecek bölgelere geçmek isteyenlerin gayrimenkullerinin satın almaya zorlanmasını istiyordu ki, bu, ahali mübadelesinden başka bir şey değildi. Ege Türkleri İç Anadolu’ya sürülecekler, yerlerine Anadolu’daki Ortodokslar getirilecekti. Bunun manası, Trakya’da ve Anadolu’da Yunanlıların eline geçecek topraklarımız üzerinde Türk bırakılmayacak demekti.

Venizelos‘un istediklerini tetkik için kurulan özel komisyon Anadolu batısından Yunanlılara yer verildiği takdirde Ayvalık, Soma, Kırkağaç, Alaşehir ve Kuşadası’nın bu bölge içinde olacağına; Yunanistan’a yer verilmeyecek ve Anadolu büyük bir devletin himayesi altına konacak olursa bu bölgelerin himaye sınırı dışında kalacağına karar vermişti.

Venizelos’dan sonra konferansta söz alan Clemenceau, büyük devletlerin ana hatlarında Yunan davası ile birlik olduğunu söylemişti. İngiltere’de de çoğunluk Türklere düşmandı.Kilise dahi Hıristiyanların, “Katliam edildiklerini (öldürüldüklerini), Ayasofya’nın tekrar kiliseye çevrilmesini ve Türklerin Avrupa’dan kovulmasını,” ileri sürüyordu.

Din etkisi altında bulunmayanlar da Türklere düşmandı. Türkiye’nin hayatına son vermek için hepsi birleşmişlerdi. Lloyd George bu fikrin bayrağıydı.

Ayrıca Rum basını Yunan davasının iyi bir yola girdiğini yazıyordu. Konferansın özel komisyonunun iki görüşü birden içine alan ve müphem görünen bu kararı -bütün tarihi benzerlerinde olduğu gibi- İzmir’in hinterlandıyla beraber elimizden çıkacağı endişesini yaratıyordu.

Patrikhane’nin siyasi heyeti Paris’te bulunurken İstanbullu Rumlar, ellerinde Yunan bayraklarıyla kiliselerdeki mitinge iştirak ederek Patrikhane’nin hazırladığı aşağıda yazılı kararnameyi onaylıyordu:

“Devlet ve milletin mukadderatının tayin edildiği şu sıralarda 500 seneden beri esaret altında bulunan Rumlara tam istiklal verilmesini ve ileride Yakındoğu’da asayişin temini için bu müstakil idarenin Yunanistan’a ilhakını talep ve sulh konferansında İngiltere, Fransa, Amerika, İtalya ve Yunan delegelerine arz için İstanbul Rum Patrik Kaymakamı vekil tayin olunmuştur.”

Rumların Yunanistan’a ilhakını istedikleri yerler arasında İstanbul’da bulunduğu için Osmanlı Hükümeti harekete geçebildi, gazetelerle resmî bir bildiri yayınladı:

“Bir zamandan beri Rum unsurunun devlet-i matbualarına karşı düşmanlık göstermelerine esef” etti.Güdülen amacın,“İçeride asayişi bozmak ve hükümeti yeniden müşkül mevkie sokmak,” olduğunu söyledi.

Hükümet kuvvetini göstermek için, “Jandarmaların Şile taraflarında muhasara ettikleri bir Rum çetesinin teslim olmaları ihtimalinden,” bahsetti. Rumların, “Pazar günü kiliselerde ibadet yerine siyasetle uğraştıklarını” açığa vurdu. “Bu uygunsuz hareketlerinden derhal vazgeçmelerini ve daire-i kanuna avdet etmelerini,” tavsiye etti.

“Medeniyet âleminin, İtilâf Devletleri’nin beş seneden beri beşeriyetin uğradığı felâketlere son vermek, milletlerarası sevgiyi iadeye insani bir azim ve gayretle çalıştıkları bir zamanda aynı vatanın evlatları arasında bu derece düşmanlığa müsaade edilmeyeceğini,” anlattı.

Son söz olarak da: “İslam unsurunun vakar, ciddiyet ve haysiyetini muhafaza ederek hükümet-i seniyyenin vazifesini tamamiyle ifa ve kanun hükümlerini icra edeceğine kani olmalarını,” bildirdi. Bununla meseleyi hallettiğine inandı.

Zavallı hükümetin, umumi felâkete nihayet vereceklerini söylediği İtilâf Devletleri bu sırada Türkiye’nin millî felâketini hazırlıyorlardı.

 (Yarın: KARŞIKİ YUNAN KARARGÂHINDA NE DÜŞÜNÜLÜYOR?)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir