9. Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL ile…

“Objektif Dergisi, Gaziantep’in en iyi yayın organlarından birisi. Onunla konuşmaktan keyif alırım…”

Röportaj: M. Erhan Durukan

Dünya’da ve Türkiye’de saygınlığını kanıtlamış BABA DEMİREL, bu kez Objektif’i Çankaya Köşkü’nde kabul etti. İslamköy’den Çankaya Köşkü’ne yükselen bir zamanların yasaklı politikacısı Süleyman DEMİREL, engin siyasi tecrübesini Çankaya’dan Cumhurbaşkanı olarak ülkeye yayıyor…

Objektif Dergisi’nin Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL’den röportaj teklifi, olumlu karşılandı. “Objektif Dergisi, Gaziantep’in en iyi yayın organlarından birisi. Onunla konuşmaktan keyif alırım…” diyen Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL’le Çankaya’da görüşüyoruz:

“Sayın Cumhurbaşkanım, şimdiye dek Zat-ı Âlilerinizle dört kez görüştüm. Urfa Mitingi’nde… Güniz Sokak’ta… DYP Genel Merkezi’nde ve Başbakanlık’ta ve Cumhurbaşkanlığı’nda…

1990 tarihli sayımıza Muhalefet lideri iken Kapak Konusu olmuş, yapmış olduğumuz söyleşide Güneydoğu/Doğu Anadolu için kısa, orta ve uzun vadeli tedbirlere değinmiş, GAP için kendi deyiminizle ‘Yedi küpeli gelin iyi gitmiyor’ demiş ve ‘Tek kollu canavar’ diye tanımladığınız enflâsyon için; ‘Enflâsyon; halk düşmanıdır, adı budur. Devam ettirdiğiniz sürece halkı ezmeye devam edersiniz’ demiştiniz. 1992 Haziran sayımızda bu kez Başbakan olarak Kapak konumuz olmuş ve Orta Anadolu Proje’nize değinmiş, ‘Dinamik Kalkınma ve İstikrar Programı’nızın öneminden bahsetmiştiniz.

Şimdi Cumhurbaşkanı olarak, Objektif Dergisi’ni, Çankaya’da kabul ettiniz, bu kadar yoğun çalışmalarınız arasında bize zaman ayırdığınız için teşekkürlerimizi arz ediyoruz.

Şimdiye kadar vermiş olduğunuz mesajlar, Türkiye’nin bugünkü sorunlarının yine cevabı… 1994 biterken yaygın basın organlarından Sabah Gazetesi’ne ‘Enflâsyonun böylesine tırmandığı, yüzde 120’lere geldiği, memurların, işçilerin kıvrandığı bir Türkiye’de nasıl mutlu olabilirim? Elbette mutsuzum’ diye beyanat vermiştiniz.

Peki, 1995 yılı sonu itibariyle ve 1996 yılı için bu minvalde ne diyeceksiniz?”

“Türkiye, birçok sıkıntılara rağmen, dünyanın bu bölgesinde, demokratik istikrarı olan, açık rejimi bulunan hemen hemen tek ülkedir. Söylediğim gibi, sıkıntıları vardır. Sıkıntılarının başında enflâsyon gelmektedir; enflâsyonun kitleler üzerindeki tahribatı gelmektedir.

Türkiye’de şehirler kalabalıklaştığı için, bilhassa günlük kazancıyla yaşayan halkın geçim sıkıntısı söz konusudur; işsizlik söz konusudur. Bunların hepsi Türkiye’nin sorunlarıdır; yalnız, sorunu olmayan hiçbir ülke de yok. Binaenaleyh, sorunlar nedeniyle bunalmamak gerekir.

Enflâsyon, kamu maliyesindeki dengesizliklerden kaynaklanmaktadır. Enflâsyonun kontrol altına alınmasında çeşitli güçlükler vardır. Bunların aşılabilmesi gerekir.

Türkiye’nin öncelikle kamu maliyesini düzene sokarak enflâsyonu 1996 yılı içerisinde kontrol altına almaya çalışması şarttır. Zira, enflâsyon, tasarrufların yatırım dışı alanlara kaymasına neden olarak, Türkiye’nin gelişmesini de olumsuz etkilemektedir.

Hedef enflâsyonu tek rakamlı hale indirmektedir. Fakat bu kısa sürede mümkün değildir. Dengeleri tamamen sarsmadan, orta vadeli bir aksiyon plânı uygulanmalı, enflâsyonun kademeli olarak düşürülmesine gayret edilmelidir.

Enflâsyonu üretim, yatırım ve istihdamdan feragat ederek düşürmek çare değildir. Türkiye’nin önündeki sorun, bir yandan enflâsyonu düşürürken, bir yandan da ekonomik büyümeyi, kalkınmayı sürdürebilmektir. Binaenaleyh, enflâsyonla mücadelede sadece malî tedbirlerle yetinilmemelidir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir