Av. Orhan Bali: “PKK İSYANI”

EN ALTTAKİLERİN İKTİDARI (17)

PKK İSYANI

Av. Orhan BALİ

Maalesef en son 1984’te, Suriye’nin kontrolündeki Bekaa Vadisi’nde eğitim gören PKK’lıların Eruh baskını ile eski ayaklanmalardan farklı olarak gerilla tipi isyan başlamış ve devam ediyor olmasıdır. Ancak vesayetinin devamını sağlamak isteyen silahlı kuvvetler bu işi silah zoruyla halletmeye çalışıp, üstüne üstlük Kürt kültürünü ve dilini de yasaklayarak daha da körüklemişlerdir.

Uzun süre Kürt milleti “Dağ Türkü’dür” diyerek inkâr edilmiş ve bu inkârlar kötü niyetlilerin eline Kürt halkını tahrik için fırsat olmuştur. Kürt halkına karşı takınılan sert tavır, köy boşaltmalar, yargısız infazlar ve asker tarafından siyasilere bu davayı halletmelerine imkân verilmemesi, işin daha da vahim boyutlara gelmesine sebep olmuştur.

Dönemin hükümet başkanı Süleyman Demirel ve yardımcısı Erdal İnönü “Kürt realitesini tanıyoruz” demişler ancak susturulmuşlardır. Hükümet başkanı Mesut Yılmaz “Avrupa’nın yolu Diyarbakır’dan geçer” demiş o da susturulmuştur.

CHP’nin kontenjanından meclise giren bazı Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak, onurları kırılacak şekilde götürülüşleri ve bunun televizyonda naklen yayınlanması PKK’ya hizmetten başka bir işe yaramamıştır.

En büyük zulmü Kürtlere yaptığı halde, yanlış tutum ve davranışlar yüzünden PKK zamanla Kürt halkından taraftar bulmuş, gün geçtikçe de taraftarları ve sempatisi artmıştır. Maalesef asker ve sivil bürokratlar, yaptıkları hareketlerin ne netice doğuracağını hiçbir zaman nazara almamış ve düşünmemişlerdir. Birçok fevri hareketler, basiretsizlikler, alınan tedbirler, tutum ve davranışlar, aşağılamalar hep PKK’nın lehine olmuştur.

Kuzey Irak’ta Amerikalıların sayesinde bir özerk Kürt bölgesi teşekkül ettirilmiş, Türkiye’de milyonlarca yaşayan akrabaları olduğu halde, özerklik verilen yönetimi “kabile reisi… vs.” gibi küçümseyen ifadelerde bulunan genelkurmay başkanı ve başbakanımız olmuştur.

Gerçi şimdi durum olması lâzım gelen hale getirilmiştir. Bugün de yapılacak iş, makul ve uygulanabilir olan çareler üzerinde müzakere yapmaktır. Bu müzakerelerde suhuletli davranılmalı, bilhassa hükümet ve askeri cenah toleranslı hareket etmelidir. Karşı tarafın temsilcisi olduğunu iddia edip, tahrik kâr konuşmalar ve davranışlarda bulunanlara itibar etmemelidir. Zira onların içinde de bu meselenin devamından nemalananlar vardır. Bu meselede en büyük etkenlerden biri de Türkiye’nin nüfus dağılımı ile ilgilidir. Ülkemiz Kafkaslar ve Balkanlardan büyük göçler almıştır. Hatta milli mücadele önderlerinin hemen tamamı Kafkas ve Balkan göçmenidir. Gelen göçmenlerin büyük çoğunluğu Trakya, Marmara ve Ege Bölgesi’ne yerleştirilmiştir.

Büyük katliamlara maruz kaldıkları için gerek Osmanlı, gerek Cumhuriyet döneminde itibar görmüşlerdir. Bilgi ve görgüleri tamamen ihmal edilen Anadolu ve bilhassa Doğu ve Güneydoğu halkından ileridir. Bu bakımdan biraz uyumsuzluk olmuştur. Batıda yaşayan insanlara, Kürtlerin varlığını ve sinir uçlarını tahrik etmeyen söz ve davranışlarda bulunmalarını ve aynı şeyin de Kürtler için geçerli olduğunu kabul ve temin etmek gerekir.

Sonuç olarak, Kürt ve Türk anlaşması bir suretle sağlanacak ve Kuzey Irak kapısı ile o bölgeye, Suriye kapısı ile de Ortadoğu’ya nüfuz edilecektir. Kuzey Irak bize Irak kapısı, biz de onlara Anadolu ile Avrupa ve diğer dünyaya kapı olacağız. Böyle bir birliktelik ve Kuzey Irak’taki imkânlar iki tarafa büyük faydalar sağlayacaktır. Anadolu Kürtlerine ayrımcılık yapılmasa ve “Beyaz Türk” kibirliği oluşmasa iki halk arasında onlarca isyan (ve son PKK isyanı ) olmazdı. Acaba bu iki halkın iflâh olmaması için Türk ve Kürdün kapışması, ekâbirlerin iktidarlarının sürmesi için özellikle mi yaratıldı? Çünkü vesayetçiler bu durumlardan en fazla istifade edenlerdir. Olay yaratıp müdahale imkânına zemin hazırlamak, bunların en fazla uyguladığı yöntemlerdir. Ancak tüm karşı çıkanlara rağmen bu hükümetin diğer meselelerde olduğu gibi bu konuyu da halledeceğine yürekten inanıyorum. Ülke bütünlüğüne karşı iddiaların aksine bir şey olmayacaktır. Çünkü Kürtlerin kahir ekseriyeti ayrı bir Kürt devleti istemediklerini göstermişlerdir. Başbakanla Barzani’nin Diyarbakır buluşması ve gösterilen coşku buna en iyi delildir.

(Yarın: TÜRKİYE’NİN ENTELEKTÜELLİK PROBLEMİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir