Av. Orhan Bali: “MİLLİYETÇİLİK NEDİR”

EN ALTTAKİLERİN İKTİDARI (16)

MİLLİYETÇİLİK NEDİR

Av. Orhan BALİ

Kamu hukukunda milliyetçilik şöyle tarif edilir: “Müşterek bir maziden gelen, müşterek bir ideal için bir arada yaşama iradesini gösteren insan topluluğudur.” Kürtlerle biz müşterek bir maziden geliyoruz.

Yukarıda da görüldüğü üzere, en felaketli günlerde dahi birlikte yaşama iradesi gösteriyoruz. Ama bunun için her milletin birbirine saygı göstermesi ve kültürünü yaşamasına müdahale etmemesi gerekir. Bu tarifte bir arada yaşama ve ülke severlik esası vardır. Çok kültürlü, çok etnik kökenli bir toplum olarak bir arada yaşamak zorundayız. Ayrıca sosyal bir devlet olduğumuzdan, hizmet alma hürriyetimiz gereği her etnik kökene ve inanca da hizmet götürmeliyiz.

İslam‟da kul hakkı, Allah’ın bağışlamadığı bir haktır. Dolayısıyla Kürdün hakkını Türk, Türkün hakkını ise Kürt ihlal etmemelidir. İki taraf da birbirine saygı göstermeli, aşağılamamalıdır. Bu temel üzerinde hareket edilebilseydi büyük ihtimalle birçok isyan ve bugünkü durum önlenebilirdi. Ayrıca “Her dile mensup milletlerin ayrı devlet kurma hakkı vardır” diye ne İslam’da ne de modern insan hakları doktrininde yer vardır. Kendimize yapılmasını istemediğimizi başkalarına yapmamalıyız.

İSMET İNÖNÜ’NÜN KÜRT SİYASETİNDEKİ ROLÜ

Atatürk’ün 1937’ye kadar başvekili olan İsmet İnönü’nün Kürt siyasetindeki rolü nedir? 1925’de cumhuriyet döneminde ilk isyan şeyh Sait isyanıdır. O sırada başbakan Fethi Okyar’dır. Atatürk Fethi Okyar’ın yerine İnönü’yü başvekâlete getirir. İnönü’nün ilk yaptığı Takriri Sükûn Kanunu çıkarıp İstiklal Mahkemeleri kurmak olmuştur. Acaba milli mücadelenin ilk döneminde isyan eden Çerkez Ethem’e gönderilen “nasihat heyeti” gibi şeyh Sait’e de bir nasihat heyeti gönderilse ve anlaşma yoluna gidilse idi ve dahi Kürt ile Türk arasına kan girmesine mani olma imkânı aranması doğru olmaz mıydı?

Milli mücadeleyi müşterek yaptığımız bu halkın neden isyan ettiğini öğrenmemiz ve bu halka karşı saygılı davranmamız daha doğru olmaz mıydı? Bu yola gidilmemesinde hükümet başkanı olarak İnönü’nün karakteri ne derece etkili olmuştur. Atatürk cumhurbaşkanı olarak bu işin yürütmesini İnönü’ye vermiştir. Bu hususu ve İnönü’nün zihniyetini şark bölgesi raporlarında ve uyguladığı planda görüyoruz.

Kısaca; “tepelerine vur, asimile et.” Menderes tahkikat komisyonu kurdu diye ihtilâl yaptırıp asılmasına sebep olan, hazırladığı Kürt raporu ile Tunceli kanununu çıkaran, Dersim’in katliamlara uğramasının yolunu açan İnönü’den herhalde karakter olarak başka bir şey beklenemezdi. Sonra gelen isyanlarda da tepelerine vurma, inkâr etme devam etmiş, ancak asimilasyon konusu dâhil hiçbir netice alınmamıştır.

KÜRTLERİN TÜRKLERLE BİRLİKTELİK SEBEPLERİ

Kürtler Türklerle en fazla din bağından dolayı bir arada yaşamayı tercih etmişlerdir. Dinimizde, “Müslümanlar kardeştir” ayetine göre karşılıklı saygı göstermek ve üstünlük taslamamak, daha doğrusu ırkçılık yapmamak kaydıyla bütün milletler barış içinde yaşayabilirler. Kuranı Kerim’de “Ben sizi kavim kavim yarattım ki birbirinizi tanıyıp anlayasınız” diyen bir ayet vardır. Yani ayrı milletlerin varlığı kabul edilmiştir fakat hiç bir güçlülük, üstünlük iddia etmeyip, ırkçılık yapmamak kaydı ile…

 Şu halde esas olan her milletin diline kültürüne saygı göstermektir. Ancak maalesef, Kürtlere bunun tersi yapılmıştır.

Kürtlerle ilgili İnönü, Recep Peker ve Celal Bayar tarafından yapılmış ve araştırmalar sonunda verilmiş raporlarda baskı ve asimilasyon yapılması tavsiye edilmiştir. Sadece Celal Bayar’ın 1935 veya 36 senesindeki araştırmasına göre verdiği raporda Kürtlerin felaket derecesinde fakir olduğu, oraya gönderilen memurlara dikkat edilmesi ve kalkınmalarının sağlanması tavsiye edilmiştir. Ama maalesef öyle bir şey olmadı. Gerçi fakir bırakılmalarında ve oraya yatırım yapılmasında oradaki mütegallibe sınıfının yani ağaların, şeyhlerin, büyük toprak sahiplerinin yatırımların gelmesine mani olmaları da önemli bir sebeptir.

(Yarın: PKK İSYANI)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir