Av. Orhan Bali: “1921 ANAYASASI İLE VİLAYETLERİN ÖZERKLİĞİ”

EN ALTTAKİLERİN İKTİDARI (14)

1921 ANAYASASI İLE VİLAYETLERİN ÖZERKLİĞİ

Av. Orhan BALİ

Vilayet mahalli işlerde manevi şahsiyete ve özerkliğe sahiptir. Dış ve iç siyaset, şer-i, adli ve askeri işler uluslararası iktisadi ilişkiler ve hükümetin genel vergileri ile birden fazla vilayeti ilgilendiren hususlar istisna olmak üzere büyük millet meclisi tarafında konacak kanunlar gereğince, vakıflar, medreseler, eğitim, sağlık, iktisat, tarım, bayındırlık ve sosyal işlerinin düzenlenmesi ve idaresi vilayet şuralarının yetkisi içindedir.

ATATÜRK’ÜN İZMİT KASRINDA SÖYLEDİKLERİ

Mustafa Kemal Atatürk‟ün 16-17 Ocak 1923 tarihinde İzmit Kasrı‟nda gazete başyazarları ile yaptığı 6 saatlik toplantıya; Halide Edip, İstanbul mebusu Adnan Bey, Vakit Başmuharriri Ahmet Emin Bey, Tevhid-i Efkâr başmuharriri Velid Bey, İleri Gazetesi Başmuharriri İsmail Müştak Bey, Akşam Gazetesi muharriri Falih Rıfkı Bey, İleri gazetesinin İzmit muhabiri Kılıçzade Hakkı Bey de katıldı. Toplantıda Vakit gazetesi başmuharriri (Başyazar) Ahmet Emin Bey‟in Mustafa Kemal‟e yönelik, “Kürt meselesine temas buyurmuştunuz. Kürtlük meselesi nedir? Dahili bir mesele olarak temas buyurursanız çok iyi olur” sorusu üzerine Atatürk tutanaklara geçen konuşmasında şunları söyledi:

‘ANAYASA GEREĞİNCE YEREL ÖZERKLİKLER OLUŞACAKTIR’

“Kürt meselesi, bizim yani Türklerin menfaatine olarak da kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü bildiğiniz gibi bizim milli sınırlarımız içinde bulunan Kürt unsurlar öylesine yerleşmişlerdir ki pek sınırlı yerlerde yoğun durumdadırlar. Fakat yoğunluklarını kaybede ede ve Türk unsurların içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türklüğü ve Türkiye’yi mahvetmek gerekir. Sözgelişi, Erzurum‟a kadar giden, Erzincan’a, Sivas’a kadar giden, Harput‟a kadar giden bir sınır aramak gerekir ve hatta Konya çöllerindeki Kürt aşiretlerini de gözden uzak tutmamak gerekir. Dolayısıyla başlı başına bir Kürtlük tasavvur etmektense, bizim anayasa gereğince zaten bir tür yerel özerklikler oluşacaktır (kastedilen 1921 Anayasası). O halde hangi ilin halkı Kürt ise onlar kendi kendilerini özerk olarak idare edeceklerdir. Bundan başka Türkiye’nin halkı söz konusu olurken, onları da birlikte ifade etmek gerekir. İfade olunmadıkları zaman, bundan kendilerine ait mesele çıkarmaları daima beklenir. Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem Kürtlerin ve hem de Türklerin yetkili vekillerinden oluşur ve bu iki unsur bütün menfaatlerini ve kaderlerini birleştirmiştir. Yani onlar bilirler ki bu ortak bir şeydir. Ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak olmaz.”

Ancak 1924 Anayasası’nın kabulü sonrasında ise kayıt altına alınan ve Mustafa Kemal‟in Kürtlere özerklik vaat ettiği konuşmalar yayınlanmaz. Belgelerin aslı halen Cumhurbaşkanlığı arşivinde muhafaza altında bulunuyor.

Atatürk bazı vilayetlere özerklik verileceğinden bahsediyor. Ancak özerklik verilmese dahi bundan başka „Türkiye’nin halkı söz konusu olurken onları da beraber ifade etmek gerekir. İfade olunmadıkları zaman bundan kendilerine ait sorun yaratmaları daima mümkündür‟ sözüne riayet edilse dahi bu problemlerin olmayacağı ihtimali çok yüksekti. Ancak maalesef tek millet yaratma düşüncesi ile dillerine, kültürlerine müdahale edilmesi olayların husule gelmesinde en büyük sebep olmuştur.

(Yarın: SONRAKİ UYGULAMALAR)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir