İsmail Kırımoğlu: “TANJU OKAN”

Tanju Okan, 23 Mayıs 1996’da Urla’da vefat etti. Türk ses sanatçısı, müzisyen, sinema oyuncusu. Melankolik tarzı ve güçlü sesiyle, Türk pop müziğinin köşe taşlarından biri haline gelmiş olan sanatçı, her biri hit olan, onun üzerinde albüme imza atmıştır.

Tanju Okan, 27 Ağustos1938’de İzmir’in Tire ilçesinde dünyaya geldi. Babası Mehmet İlhan Okanlı, annesi Bedia Sarıalp Hanım’dır. Müzik öğretmeni olan babası Urla’da annesi ile evlendikten sonra tayin olduğu Tire’de Tanju Okan doğmuştur. İlk müzik eğitimini çok iyi piyano ve keman çalan babasından aldı. Müzik dolu mutlu aile tablosu annesi ile babasının boşanmasıyla dağıldı. İlkokula Manisa Gazi İlkokulu’na başladı. Manisa ortaokulundan sonra Balıkesir lisesinde okudu. Balıkesir Lisesi’nde arkadaşlarıyla Paris’in efsanevi kabaresi “Moulin Rouge” dan alan bir orkestra kurdu. Lise ikinci sınıfta müziği okula tercih ederek öğrenim hayatını yarım bırakıp Manisa’ya döndü ve ismini Manisa’nın antik çağdaki adından alan “Magnesia Orkestrası”nı kurdu. Manolya çay bahçesi ve bunun gibi mekânlarda mızıka çalıp şarkı söyledi.

Tanju Okan, 1958 yılında askere gitti. Askerliğini Ankara Orduevi’nde vestiyer görevlisi olarak yaptı. Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli caz müzisyenlerinden biri olan ve o sıralarda askerliğini Ankara Orduevi Orkestrası’nda müzisyen olarak yapan Selçuk Sun, vestiyerde kendi kendine şarkılar söyleyen Tanju’nun sesinden ve yorumundan çok etkilenir ve solist olarak yetiştirmek üzere Orkestrası’na davet eder. Pişme döneminden sonra Ankara Orduevi Orkestrası’nın solisti olan Tanju, “Guarde Che Luna “, ” Resta Cu’Mme “, ” Whispering”, ” Mack The Knife ” , “I Want to Be Happy “, ” I Only Have Eyes For You” gibi günün popüler melodilerini Orduevi’nin 4. katındaki salonda kendine has yorumuyla seslendirir ve hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi oluşturur. Şöhreti kısa zamanda Orduevi sınırlarını aşıp bütün Ankara’ya yayılır. Ve küçük çapta şöhret olan Okan ile ilgili ilk yazı Durul Gence, Erol Pekcan gibi önemli caz müzisyenlerini de kadrosunda barındıran Melodi Dergisi’nin 21 Nisan 1960 tarihli ilk sayısında yayınlanır.

Askerliğinin son üç ayında Ankara Orduevi Orkestra’sının yanı sıra Orhan Sezener ile Göl Gazinosu ve Radyo’da çalışan Okan, 1960’da askerliğini bitirir bitirmez Sezener ile 50 lira yevmiye karşılığında profesyonel olarak çalışmaya başlar. Selçuk Sun’dan sonra bir diğer dev isimle, Türkiye’nin en önemli caz müzisyenlerinden Sezener’le çalışmak Okan’ın müzikal gelişimine büyük katkı sağlar. 1961’e Ankara’nın en popüler şarkıcılarından biri olarak giren Okan’ın şöhreti İstanbul’a ulaşır. İstanbul’da yayınlanan, yazı kurulunda Fecri Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal gibi önemli isimlerinde yer aldığı Popüler Melodi Dergisi 29 Kasım 1962 tarihli sayısında Manha de Carnaval, Ela Gözlerin, Till ve Angustia şarkılarıyla Ankara’lıların gönlünü fetheden Tanju Okan’ı okuyucularına tanıtır.

Müziğe olan tutkusu nedeniyle İtalya’ya giderek şan eğitimi aldı.1961’de Türkiye’ye döndükten sonra, Ankara’ya yerleşti ve müzikle profesyonel anlamda ilgilenmeye başladı. Bir sonraki yıl, İstanbul’a giderek Müfit Kiper Orkestrası’nda solistlik yapmaya başladı. Bu orkestrayla birlikte, yurtdışında birçok konsere katıldı ve müzik çevrelerine adını duyurdu.

Sanatçıyı kitlelerle tanıştıran en önemli olaylardan biri, 1964 yılında gerçekleşir; dönemin büyük sanatçılarından Erol Büyükburç ve Tülay German eşliğindeki Milli Orkestra’yla, Türkiye’yi Balkan Müzik Festivali’nde temsil etti. Festivalin hemen ardından 1964’de, sanatçının “İbibikler Öter Ötmez Ordayım” adını taşıyan ilk 45’lik plağı, “Sahibinin Sesi” adlı müzik şirketinden çıktı. 1967 yılının Mayıs ayında, manken, model Nur Erbay’la hayatını birleştiren sanatçının, 8 ay gibi kısa bir zaman süren evliliğinden Tansu adını verdikleri bir oğlu oldu. İkinci evliliğini 1976 yılında Zerrin Erdoğan ile yaptı ve bu evliliği de ondört ay sürdü.

Sanatçı, 1972’de “Öyle Sarhoş Olsam ki” ve özellikle 1974’te Mehmet Teomantarafından yazılan “Kadınım” adlı unutulmaz şarkılarıyla, adını Türk pop müziği tarihine altın harflerle yazdırdı. 1975 yılında “Bütün Şarkılarım” adlı albümünü çıkardıktan sonraki yıl, 14 ay süren ikinci evliliğini Zerrin Erdoğan’la yaptı. Tanju Okan, 60’lı yıllarda, Milli Orkestra eşliğinde, yeni düzenlemelerle modernize edilerek farklı bir form kazandırılmış türküler seslendirdi.

Tanju Okan, sağlık problemleri nedeniyle, fiili sanatsal yaşamına son vererek 1995 yılında Urla’ya yerleşti. Burada siroz teşhisiyle hastaneye kaldırılan sanatçı, 23 Mayıs1996’da birçok unutulmaz eserini ardında bırakarak hayata veda etti. Ölümünün ardından, onu unutmayan Urla Belediyesi, sanatçının anısına bir heykel yaptırdı ve bir çocuk parkına da ismi verildi.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir