Cesim Tahincioğlu: “NURHAN DAMCIOĞLU”

Nurhan Damcıoğlu, 1 Mayıs 1941’de Ankara’da dünyaya geldi. Kantocu ve tiyatrocu…

Ankara Devlet Tiyatrosu çocuk bölümünde henüz 8 yaşında iken Tiyatroya başlayan Damcıoğlu, Madam Marga’dan bale dersler alarak aynı zamanda tiyatro ve dansla tanıştı. Ankara Cebeci Ortaokulu’ndan mezun olduktan sonra 16 yaşından itibaren de Devlet Tiyatrosunda oynamaya başlayan Damcıoğlu, 17 yaşında İstanbul’a geldi.

1964 – 1969 yılları arasında, Toto Karaca, Gülriz Sururi – Engin Cezzar, Ayfer Feray – Nisa Serezli, Arena Tiyatrosu, İstanbul Tiyatrosu, Mücap Ofluoğlu Tiyatroları, Mücap Ofluoğlu Topluluğu gibi dönemin en ünlü oluşumlarında yer aldı. İlk kanto’yu Toto Karaca’dan dinleyen Damcıoğlu, Mücap Ofluoğlu’nun da teşviki ile 1968 yılında ilk kez kanto türünde şarkı söyledi.

Sırasıyla Urcam, Maksim, Lunapark, Çakıl gibi dönemin en popüler gazino ve klüplerinde kanto gösterileri yaptı. Kanto türünü modernize ederek günümüzün kanto starı olarak tanındı. Almanya, Hollanda, Amerika gibi çeşitli ülkelerde konserler verdi ve müzikallerde yer aldı. 1992 yılında “Tut Dedi Tuttu” adlı kaseti yayınlandıktan sonra Rap’i ilk televizyon denetiminde geçiren sanatçı unvanını aldı. Nurhan Damcıoğlu’nun özellikle Çadırımın üstüne şıp dedi damladı, Yangın Var, Oy Dingala ve Fındıkkurdu parçaları hafızalara kazınmış seslendirdiği en önemli eserlerdir. Nurhan Damcıoğlu iki kez evlenmiş ancak boşanmıştır.

Nurhan Damcıoğlu: “Kantoyu unutturmamak istiyorum. Kanto sanatını yeni nesillere tanıtmak, kantoyu unutturmamak, eğlendirmek ve düşündürmek istiyorum” diyor.

Kanto hakkında, tango bestecisi Anjel İlkyıldız, annesi kantocu Küçük Virjin olan tuluat sanatçısı Niko ve tiyatro sanatçısı İsmail Dümbüllü’nün bana çok katkıları oldu. Repertuarımı, 1930’ların kantolarını modernleştirerek oluşturdum. İlk kez 1968 yılında Mücap Ofluoğlu Tiyatrosunda kantocu olarak sahneye çıktım. Daha sonra Urcam, Maksim, Lunapark, Çakıl gibi gazinolar ve Klüp 12’de de kanto gösterileri yaptım. Unutulan kanto sanatını tekrar popülerleştirdım. Şamran Hanım gibi önemli kanto sanatçılarının Yangın Var gibi eserlerinin tekrar hatırlanmasını sağladım.

Kirko’dan dans figürlerini, vücut hareketlerini, gerdan kırmayı, sallanmayı, adımları öğrendim. Kanto söyleme sırasında yapılan klasik dans figürlerini modernize ettim. Müzeyyen Senar, benim dans stilimi, kantocu Zarife Hanım’ın dansına çok benzetirdi. Bana kantocu Şamran Hanıma ait bir elbise hediye etmişti. Ben bu elbiseyi kendi bedenime göre yaptırıp, gösterilerde kullandım.

Ünlü tuluatçı İsmail Dümbüllü ile birlikte Yangın Var ve Osman Ağa kantolarını söyledim. İsmail Dümbüllü, daha sonra Osman Ağa kantosunun notalarını bana armağan etti.”

Cesim TAHİNCİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir