Tahsin Tiryaki: “ŞEYH ŞAMİL”

İmam Şamil (Şeyh Şamil), 4 Şubat 1871’de Arabistan’da vefat etmiştir. Kuzey Kafkasya halklarının, Kumuku kökenli siyasi ve dini önderi.

Kafkas Savaşı’nda Rus karşıtı direnişin lideri ve Dağıstan’la Çeçenya’nın 3. imamı (1834-1859). Şeyh Şamil olarak da anılır. Türkiye’de Kafkasya Kartalı olarak adlandıran bazı isimleri de vardır. Hamzat’tan sonra Kafkasya’daki direnişçilerin komutanıdır ve aynı zamanda Nakşibendi şeyhlerinden Seyyid Cemaleddin Kumuki’nin halifelerindendir.

Şeyh Şamil, Dağıstan’ın Gimri Köyü’nde 1797 yılında dünyaya gelmiştir. Kafkasya’nın hürriyeti için mücadele etmiş olan Kumuk kökenli lider doğduğu Dağıstan’da, Kafkasya’da ve tüm İslam ülkelerinde hâlâ ün sahibidir. Yirmi beş yıl sürdürdüğü savaş ile onu izleyenlerin benimsediği fikir İslam ve tasavvuf bugün de Kafkas halklarını etkilemektedir.

Genç yaşlarda Dağıstan’ın önemli bir dini lideri olan Şeyh Cemalettin Gazi Kumuki’den ders almıştır. On beş yaşında at binip kılıç kuşanmıştır. Yirmi yaşında bir sürü spor dalında yetenek sahibi bir hale gelmiştir. Ayrıca Nakşibendi tarikatında aldığı bu eğitim onda Rusların, Kafkasya’da ortadan kaldırmak istediği İslâmiyeti, tekrar ihyâ etmek ve yaymak için uğraşmasına, özgürlük, direniş ve İslam Birliği gibi bazı düşüncelerin gelişmesini sağlamıştır. Rusya İmparatorluğu’na karşı Dağıstan’da başlattığı savaşını Çeçenistan’da sürdürmüştür. Hatta bir dönem savaş Kuzeybatı Kafkasya’da Çerkesya’nın tamamını da içine almıştır.

Dönemin güçlü devletlerinden biri olan Rusların engellemesiyle dost olan ülkelerden gelen yardımlar kesilince, Şeyh Şamil ülkesinin gücünün tükenişini görmüştür. 1859’un 6 Eylül’ünde 70 bin kişilik Rus ordusuna, yanında birkaç yüz kişi kalıncaya kadar direndikten sonra, savaşı sürdürmesinin tehlikeli olduğunu anlayan Şeyh Şamil, Çarlık yetkilileriyle görüşmeler yaparak, silah bırakma yolunu seçti.

Rus Çarı II. Aleksandr, Şeyh Şamil’i sarayın kapısında son derece nazik karşıladı ve kılıcını almayarak kendisine olan hayranlığını dile getirdi. Şeyh Şamil, bir ay kadar sarayda misafir edildikten sonra, saygın tutsak olarak esaret yıllarını geçireceği Kaluga’ya gönderildi. Sürgüne gittiği çeşitli Rus kentlerinde sempati toplayarak günlerini geçirdi.

Rus Çarı ile yaşamış olduğu şu diyalog meşhurdur: Bir gün Rus Çarı esaret altındayken Şeyh Şamil’i yemek yemek için karşısına alır Şeyh Şamil’in iştahlı bir şekilde yemek yediğini görünce yanındakilere: “Korkarım bu adam bizi de birazdan yer” diye söylenir. Şeyh Şamil bunu duyunca, “Korkmayın dinimizde domuz eti yemek haramdır” cevabını verir.

Bölgedeki Rus egemenliğini yıkmak amacıyla çalışırken en büyük desteği de “can dostum, kardeşim” dediği sonradan Doğan soyadını alacak olan Yunus Emre’den almıştır. Tarih kitaplarında hiç sözü geçmeyen bu şahsiyet görevini tamamlayıp ülkesine döndükten sonra inzivaya çekilmiş ahir ömrünü de ibadetle doldurmuştur.

Sürgünde on yıl kadar geçirdikten sonra Çar, Şeyh Şamil’in hacca gitmesine izin verdi. Ancak bir tedbir olarak oğlu Muhammed Şefi’yi alıkoydu ve haccı ifa ettikten sonra Rusya’ya dönmesini şart koştu. Şamil, 1870 yılında Rusya’dan ayrılarak önce İstanbul’a uğrar. Sultan Abdülaziz tarafından karşılanarak sarayda ağırlanır. Şamil’in İstanbul’a uğradığı haberi duyulduğunda, halk Şeyh Şamil’i görebilmek için saray kapılarına akın etmiştir.

Şeyh Şamil, 1871 yılında Hac ziyareti için bulunduğu Arabistan’da vefat etmiş ve Medine’de Cennet-ül Baki mezarlığında Rufai tarikatının şeyhi Seyyid Rüfai tarafından cenaze namazı kıldırılarak defnedilmiştir.Lak kökenli müridi Muhammed Emin; başlangıçta Ruslar’a karşı önemli başarılar kazandıysa da, 1859 yılında Şeyh Şamil’in silah bırakmasına rağmen Çerkesya’da mücadeleyi sürdürme kararını almasıyla, tartışmalı bir liderlik yürüttü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir