M. Erhan Durukan: “BÜYÜK ve YÜCE TÜRKİYE”

Türkiye, dünyanın jeopolitik, stratejik açıdan en önemli yerinde, âdeta kilit noktasındadır. Bunun bilincinde olan dedelerimiz, Ortaasya’dan sonra ikinci vatan edindikleri ANADOLU’nun hudutlarını güvenceye aldılar. Daima komşuları ile iyi geçinmeye çalıştılar ancak barışçıl yollar etkili olmadığı zamanlarda savaştılar. Düşmanlarımız, birçok kereler saldırdılar. Koca imparatorluklarımızı tarihten sildiler. Neticede 3 kıtayı kapsayan Osmanlı İmparatorluğumuz küçüldükçe küçüldü. Dolayısıyla onun enkazından bugünkü Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte komşu ülkeler doğmuş oldu.

Ezelden beridir BATI’lıların siyaseti; ‘parçalayıp bölmek ve yutmak’tır. Bugün aynı siyaset sürdürülmekte, Batılıların gizli elleri Türkiye’yi karıştırmaktadır.

Maalesef geçmişteki yöneticilerimiz çoğu kez ürkek, çekingen politikaları; kabuğumuza çekilmemize sebep oldu. Söğüt – Domaniç’ten kalkarak Avrupa kapılarını zorlayan dedelerimizin zamanında da birçok ülke ve dünya sorunları elbette vardı. Ancak onlar; bu sorunlara doğru teşhisler koydular, zamanlamalarını doğru yaptılar, onurlu ve cesurca çözümler buldular ve netice itibariyle vatanımızın garantiledikleri tapusunu bizlere miras bıraktılar.

Bugün yozlaşmış, uyuşmuş biz torunlara düşen en önemli vazife, asil ve şehit ecdadımızın kanlarıyla sulanmış bu toprakları BÜYÜTMEK ve YÜCELTMEK’tir. Bunun için tarihten ders almak, dostlarımızı, düşmanlarımızı iyi tanımak, savaşlara en iyi şekilde hazırlanmamız gerekir.

Hangi savaşlara? Ekonomik savaşlara, cehalet savaşlarına, bilimsel savaşlara ve de soğuk ve sıcak savaşlara…

Modern araç ve gereçlerle donatılmış disiplinli bir ordu, düşmanlarımıza caydırıcı bir rol oynar. Cehaleti yenmiş bir bilim ordusu, istikbalimizi güvence altına alır. Borçları ödenmiş, iktisaden güçlü bir Türkiye, bağımsızlığımızın garantisi olur. Etkinliğimizin teminatı, her alanda büyümemizden geçer. Zaten, “Hazır ol cenge eğere istersen sulh-u salah” dizesi boşuna söylenmemiştir.

Hiçbir zaman ve hiçbir şekilde “Tüyü bitmemiş yetim edebiyatıyla, çakıl taşı edebiyatıyla, insan hakları, demokrasi edebiyatıyla büyük çok büyük Türkiye’den söz edilemez.”

Adam aldırmada geç git!, diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, HAK’kı tutar kaldırırım!

Hele HAK nâmına haksızlığa ölsem tapamam.

İdealini yeni nesillere aşılamakla, kendi beyinlerimizle BÜYÜK ve YÜCE TÜRKİYE ancak; BÜYÜK DÜŞÜNMEKLE, BÜYÜK İDEALLERE KOŞMAKLA, BÜYÜK GERÇEKLERİ GÖRMEK ve GÖSTERMEKLE, BÜYÜK RAKAMLAR ve BÜYÜK POLİTİKALARLA GERÇEKLEŞİR.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir