M. Erhan Durukan: “ADİL ÖZKEÇECİ’DEN ENFLÂSYON VE VERİMLİLİK”

1936 yılında Gaziantep’te doğan Adil Özkeçeci, Gaziantep’in yerli bir ailesinin, altı çocuğundan birisi olarak, ilkokul tahsilinden sonra sanayiye yönelmiş, 1959 yılında ilk işini marangoz olarak kurmuş bir hemşehrimiz.

Adil Özkeçeci, marangozculuğu, ahşap ve çelik büro mobilyacılığı ile birleştirerek tesisini meydana getiren, 1972 yılında Gaziantep 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde henüz alt yapı, elektrik, su telefon, yol yokken aynı yıl 5.000 metrekare alan üzerinde üretime geçmiş öncü bir kuruluşun sahibi.

Adil Özkeçeci, yüzlerce ekonomik içerik taşıyan güncel konuları, görerek ve yaşayarak, bir 50 yılın engin deneyimlerine “KÜRESEL DÜNYAMIZDA EKONOMİK ZAFERE YOL HARİTASI” adı altındaki kitabında yer vermiş.  Bu eseriyle, Gaziantep’te bir meşaleyi yeniden ateşlemek ve Türkiye geneline yaymak için mücadele vermekte.

Adil Özkeçeci; “bu kitap, Türkiye’mi IMF’ye muhtaç etmeyecek. Bu kitap, Gaziantep ekonomisinin amiral gemisinin kürek tayfası tarafından kaleme alındı” diyor.

“ENFLÂSYON VE VERİMLİLİK”

“Enflâsyon; Türk lügatine, zannedersem sonradan giren, sevimsiz, hoş olmayan, her kesimi tedirgin eden, yırtıcı, yaralayıcı bir canavara takılan isim olsa gerek.

Verimlilik ise; dünya kurulduğundan beri yaşayan her insana, her kavime, her topluma bir nimet, bir yaşam sevinci olmuş bir kelimedir. Türk toplumu üretkendir. Verimlilik, yaşam tarzıdır.

Cumhuriyetimiz ilk kurulduğu yıllarda, Kuvayı milliye ruhu ile yarattığı şahaserler, bugünkü varlığımızın temel taşlarıdır. Tamamen öz kaynak kullanımı ile dışa avuç açmadan, demiryolları, tersaneler, limanlar, demir-çelik fabrikaları, şeker ve bez fabrikaları, askeri mühimmat tesisleri o günlerimizin gurur kaynağıdır.

Ne var ki, bir yanlışlık ile cennet vatanımıza, her nasılsa enflâsyon denen canavar yerleşiverdi. Kuvayı milliye ruhu ile, nasıl ki vatanımızın bölünmez bütünlüğüne göz dikenleri ‘ALLAH ALLAH’ diyerek verilen mücadele ile denize dökerek güzel yurdumuzu düşmandan temizlediysek, bu enflâsyon canavarını da aynı ruh ile hareket etmezsek, yenemeyeceğimizi bilmemiz gerekmektedir.

Tek çıkış yolumuz;  Üretken olmak. Ürettikçe milli gelirimiz yükselecek, ürettikçe kazancımız çoğalacak, top yekûn zenginliğimiz karşısında, bu canavar hasedinden intihar edecektir. Ve biz de mutlu yaşama kavuşmuş olacağız.”

Son sözümüz; Ülkesini seven, vatanını seven, kendini ve ailesini seven herkes, kendini verimliliğe sorumlu kılmalıdır. 

Aksi halde bizleri yaraladığı yetmiyormuş gibi, yarınlarımızı emanet edeceğimiz genç neslimize de bu canavarı miras bırakmayalım. Çünkü bu canavar, bütün varlığımıza göz diken, onu yok eden bir mahlûktur.

Zeki ve çalışkan Türk milleti, bu canavarı yok edip yerin derinliğine gömme bilincindedir. Hareket için bu emrinin verilmesini beklemektedir. Ne mutlu bu hareketin emrini verene, ne mutlu bu görevi üstlenen Türk büyüğüne…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir