Faruk Çalışkan: “MÜKRİMİN HALİL YİNANÇ”

Mükrimin Halil Yinanç, 22 Aralık 1961’de İstanbul’da vefat etti. Tarih Profesörü, bilim adamı.

Yurt ve dünya çapında ün yapmış olan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ortaçağ Tarihi Kürsüsü Ord. Profesörü Mükrimin Halil Yinanç, Elbistanlı bir ülema ailesinden olan Kadı Halil Kâmil Efendi’nin oğludur. Malatya, Mardin ve Diyarbakır Kadılıkları’nda bulunmuş olan Halil Kâmil Efendi Dersin-Çarsancak Kazasında vazife ile bulunduğu 1900 yılında Mükrimin Halil doğmuştur. Asıl adı İbrahim Mükrimin’dir.

Baba ocağında özel tahsil yapan Mükrimin 8-9 yaşlarında Kur’ân-ı Kerim’i hıfzetmiştir. İlkokula gitmemiştir. Elbistan Rüştiyesi’ne girmiş, sonra babasının memuriyeti dolayısıyla Malatya Rüştiyesi’ne ve İdadisi’ne, daha sonra Mardin ve Diyarbakır İdadisi’ne devam etmiş, 1913’de idadiler liseye çevrilince Diyarbakır ve İstanbul Gelenbevi Lisesi’nde tahsiline devam ederek liseyi bitirmiştir. 1916’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden, 1921’de Mülkiye Mektebi’nden mezun olmuştur. Evvelce özel derslerle Arapça ve Farsça öğrenmiş olduğundan Edebiyat Fakültesi’nde iken, hep İslâm Tarihiyle uğraşmış ve incelemelerini mümkün olduğu kadar eski kaynaklara indirmeğe muvaffak olmuştur. Bu çalışmalarında Şerafettin Yaltkaya, İsmail Sadettin ve Şirvanlı Sadrettin Efendiler’den aldığı derslerden büyük çapta faydalandığını kendisi belirtirdi. Türk Tarih Encümeni’nde Hâfız-ı Kütüplük yaptı (1921-1925).

Mükrimin Halil Yinanç, 1925’te bilimsel araştırmalar yapmak üzere Paris’e gönderildi. Galatasaray ve Kabataş Liselerinde tarih öğretmenliği yaptı. Edebiyat fakültesi, ortaçağ Kürsüsü’nde doçent (1928), profesör (1934) ve ordinaryüs profesör oldu. Türk Tarih Kurumu kurucu üyelerinden olan Yınanç, İslâm Ansiklopedisi’nde de maddeler yazdı.

Tarihçiliği kadar, güzel konuşması, geniş bilgisi ve kuvvetli hafızası ile ünlüydü. Bilhassa Büyük Selçuklular devri üzerinde gerçek bir mütehassıstır. T.T.K.’nun kurucu üyelerindendi. Çok zor yazan, fakat bıkmadan okuyan ve konuşan bir zattı. Mükrimin Halil merhum, daima üstad diye anılırdı. Hayatı ilmî sohbetlere davetlerle geçer, davet edilmediği geceler Beyazıt, sonraları Laleli kahvelerine gider; çevresine biriken her yaş ve sınıftan insanla rahatça konuşurdu. Eski yazmaları, büyük bir itina ve hüsnühatla kopya ederdi.

Mükrimin Halil Yinanç, Arapça, Farsça ve Türkçesi kuvvetli idi. Fransızca’yı da okuyup anlardı. Hafızası fevkalâdeydi. İslâm ve Selçuklu, hattâ Osmanlı Tarihi’nin en ufak teferruatını, hayret edilecek bir genişlikte bilirdi. İlmiyle mütenasip eser bırakmadı. Türkiye Tarihini yazacaktı. Selçuklu Devri’ni bile kaleme alamadı. Anadolu’nun Fethi’ni yazdı bıraktı. Bir de Enver’in “Düstur Namesi”ni yayınlayıp değerli bir metha yazmıştı. Çok fazla olmamakla beraber, makale şeklinde kıymetli etüdleri vardır. Ancak bir avuç telif, ne Mükrimin Hoca’nın ilmiyle, ne kürsüsü, ne de kırk yıllık tarihçiliği ile mütenasiptir.

O bir akademik insandı, ondan tarihî olaylar ve fıkralar değil neticeler öğrenilirdi. Zira okuduklarıyla kalmamış, tarihin içinde yaşamış ve sentezini yapmıştı. Tarihî bir olayı anlatırken, yaşadığımız çağda kalmaz, dinleyenleri anlatacağı çağa götürürdü.

Mükrimin Halil Yinanç, 22 Aralık 1961’de İstanbul’da vefat etti. Memleketi Elbistan’daki kültür yuvası lise, kendi adını taşımaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir