M. Erhan Durukan: “AHMET REFİK ALTINAY”

Ahmet Refik Altınay, 10 Ekim 1937’te İstanbul’da vefat etti. Türk tarihçi, yazar, şair, Darülfünun tarih müderrisi ve yüzbaşı.

Ahmet Refik Altınay, tarih öğretmenliğindeki tecrübesini; gazete ve dergilerde yayınladığı araştırma dizileri ve tarihi hikâyeler yoluyla daha geniş kitlelere tarihi okutma ve sevdirmek için kullanmış bir yazardır. “Tarihi sevdiren adam” sıfatıyla anılır. Çalışmaları ağırlıklı olarak Osmanlı Devleti üzerinedir.

1880 veya 1881 yılının Şubat ayında İstanbul’da, Beşiktaş’ın Valideçeşme semtinde dünyaya geldi. Babası, Sultan Abdülaziz’in vekilharcı Ürgüplü Ahmed Ağa’dır. İlk öğrenimini Vişnezade Sıbyan Mektebi’nde, orta öğrenimini Beşiktaş Askeri Rüştiyesi ve Kuleli Askeri İdadisi’nde gördü. 1898 yılında Harp Okulu’ndan piyade birincisi olarak mezun oldu. Küçük yaşta teğmen çıktığı için kıtaya gönderilmeyip öğretmen sınıfında bırakıldı. Toptaşı ve Soğukçeşme Askeri Ortaokullarında 4 yıl süre ile coğrafya öğretmenliği yaptı. 1902 yılında Harp Okuluna Fransızca, 1908 yılında tarih öğretmeni oldu.

Gazetecilik hayatı: Öğretmenlik tecrübesini zaman içinde daha geniş kitlelere hitap etme ve okumayı sevdirme isteğine dönüştüren Ahmet Refik Bey, bazı gazete ve mecmualarda ilk yazılarını yayınlamaya öğretmenlik yaptığı yıllarda başladı. İlk yazılarının konusu ilk İslam kahramanları ve dini savaşlar idi. II. Meşrutiyet’in ilanına kadar “İrtika”, “Malumat”, “Hazine-i Fünun”, “Mecmua-i Ebuzziya gibi dergilerde makaleler yayımladı; Tercüman-ı Hakikat ve Millet gazetelerinde başyazarlık yaptı. Meşrutiyet’in ilanından sonra İkdam, Peyam ve Millet gibi gazetelerde yazılarını yayımladı. İkdam’da günlük olarak tefrika ettiği yazıları onun “müverrih” olarak tanınmasında etkili oldu.

1912 yılında Balkan Savaşı’nda Askeri Sansür Müfettişi oldu. 1913 yılında gözleri bozuk olduğu için yüzbaşı iken emekliye ayrıldı; serbest çalışmaya başladı. I. Dünya Savaşı nedeniyle orduya çağırılana değin öğretmenlik ve gazetecilik yaptı. I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması karşısında Türkçülük’ü benimsedi. Köprülüzade Fuad, Ziya Gökalp ve Necmeddin Sadık Bey’lerle birlikte İttihat ve Terakki’nin resmi sözcülüğünü üstlenen “Yeni Mecmua”’da çalıştı. Vatanın dünyanın merkezi sayılması düşüncesini esas aldı. 1918 yılında İstanbul Darülfünun Osmanlı Tarihi Öğretmenliğine, 1919 yılında Türkiye Tarihi Müderrisliğine atandı. Ahmet Refik Bey, 1925 yılında Türk-Bulgar ilişkileri hakkındaki çalışmaları nedeniyle Bulgar hükümeti tarafından ödüllendirildi. O yıl, Türk Tarih Encümeni’nde Abdurrahman Şeref Bey’in ölümü üzerine boşalan başkanlık görevini üstlendi ancak, aynı yıl içinde görevi Fuat Köprülü’ye bıraktı.

Hayatının son yıllarını Büyükada’da sefalet içinde geçirdi. Değerli kütüphanesini parça parça sattı. Uzun bir hastalığın ardından 10 Ekim 1937 tarihinde İstanbul’da Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde 56 yaşında iken zatürreden vefat etti. Mezarı Büyükada’da Tepeköy Mezarlığı’ndadır.

Hayatı boyunca dünya tarihinden çocuk kitaplarına kadar geniş bir sahada yapıt üretti. Kitaplarının sayısı 150’yi geçer. Geçmiş Asırlarda Türk Hayatı” başlığı altında yayınladığı “Bizans Karşısında Türkler”, “Sokullu”, “Cem Sultan”, “Âlimler ve Sanatkârlar”, “Kadınlar Saltanatı”, “Felaket Seneleri”, “Lale Devri” en ünlü eserleridir.

Tarihçiliğinin yanı sıra edebiyata da ilgi göstermiş, 1932’de “Gönül” adlı bir şiir kitabı yayınlamıştır. Bektaşi nefesleri şeklinde yazdığı birçok güftesi bestelenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir