KÂZIM ÖZALP

Kâzım Fikri Özalp, 6 Haziran 1968’de Ankara’da vefat etti. Kurtuluş Savaşı komutanlarından, meclis başkanı, orgeneral. 1924 ve 1935 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevini sürdürmüştür.

Kâzım Özalp, 17 Şubat 1882’de Köprülü’de (Titov Veles) dünyaya gelmiştir. Kendisi gibi vatanına büyük bir muhabbetle bağlı subay olan Manastırlı İsmail Nazmi Bey ile, Yıldız Hanım’ın dokuz erkek çocuğunun en büyüğüdür. Bir subay ailesinin ev ortamı içinde dünyaya gözlerini açan Kâzım Özalp, yaşı ilerledikçe, askerlik mesleğine ilgi duymaya başlamıştır. Zaten bu istek, o dönem için, Osmanlı toplumunda okumak isteyen pek çok Türk çocuğu için geçerli bir durumdur Askerlik disiplinine ve geleneğine bağlı olunan ailede, anne ve babası da Kâzım Özalp’in asker olmasını istemişlerdir. Bu nedenle, önce Üsküp Askerî Rüştiyesine gönderilen Kâzım Özalp, bu orta mektebine büyük bir hevesle devam etmiş ve burasını başarıyla bitirmiştir. Bundan sonra O, Manastır Askerî İdadisi’ne devam etmiştir. 1 Mart 1900’de ise, İstanbul’daki Harbiye Mektebi’ne kayıt yaptırmıştır. Döneminin en fazla itibar edilen bu okulu, “mümtaz yüzbaşı” olarak, parlak bir dereceyle bitirmiş; ilk görevine ise, 5. Ordu emrinde başlamıştır.

Kâzım Özalp 1902’de Harp Okulu’nu, 1905’te Harp Akademisi’ni bitirdi. İlk görev yeri olan Selanik’te 36.Alay’da görev yaparken İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. 1909’da 31 Mart Ayaklanması’nın bastırılması hareketine, 1912’de Balkan Savaşı’na katıldı. I.Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’nde Ruslarla savaştı ve rütbesi 1914’te binbaşılığa, başarılarından dolayı da 1915’te yarbaylığa, 1917’de albaylığa yükseltildi. 1919’da Kurtuluş Savaşı başlayınca Heyet-i Temsiliye kararıyla Kuzey Cephesi komutanlığına atandı; 1920’de Aznavur Ayaklanması’nı bastırdı. I.Dönem TBMM’ye Karesi milletvekili olarak girdi; 1921’de olağanüstü yetkilerle Kocaeli bölge komutanı olarak görevlendirildi ve İzmit ile Adapazarı’nı düşmandan geri aldı. Emrine verilen kolorduyla Sakarya Savaşı’na katıldı, gösterdiği başarı nedeniyle Eylül 1921’de rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi. 1921 sonunda kolordu komutanlığını bırakan Kazım Özalp, Ocak 1922’de milli savunma bakanlığı görevini üstlendi ve aynı yıl korgeneral, 1926’da orgeneral oldu; 1927’de emekliye ayrıldı.

TBMM’deki yerini 1920’den, siyasal yaşamdan çekildiği 1954’e kadar aralıksız koruyan Kazım Özalp, 1924-1935 arasında TBMM başkanı, 1935-1939 arasında da ikinci kez milli savunma bakanı olarak görev yaptı. 1971-1972’de yayımlanan Milli Mücadele adlı bir de kitap yazdı.

Türk Kurtuluş Savaşı ve devrimler süresince, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında ve karşısında belirli simaların yer aldığını görürüz. Yanı başında bulunan ve Millî Mücadele’ye birlikte başladığı arkadaşlarından bir kısmı, mücadelenin belirli aşamaları geliştikçe bir bir çevresinden kopmuş ve Onun karşısında yer alarak muhalefet etmişlerdir. Atatürk, bu kişiler hakkındaki hükmünü büyük Nutuk’un başlangıcında, Türk Devriminin amacını ve kapsamını ele alırken, pek güzel bir biçimde anlatmaktadır1.O’na bilinçsizce muhalefet edenlerin yanında, O’nu çok iyi anlamış ve büyük işler başararak, Türk milletini kurtuluşa götüreceğine inanmış; bu nedenle etrafında çelik bir duvar oluşturarak, millî birlik ve bütünlüğün sağlanmasında büyük bir destek olmuş kişiler de vardır. İsmet Paşa (İnönü) ve Fevzi Paşa (Çakmak) gibi büyük komutanların ve devlet adamlarının yer aldığı bu grup içinde adı ve yaptıkları unutulmayacak kadar büyük olanlardan birisi de, hiç şüphesiz Kâzım Paşa (Özalp)’dır. Kâzım Paşa, gerek askerî dehası, gerek yüksek vatanseverliği ve devrime bağlılığı; gerekse, büyük devlet adamlığı yönüyle, Mustafa Kemal Atatürk’e karşı öylesine bir güven ve itimat oluşturmuştur ki; Atatürk, Başkumandan Meydan Muharebesi’nden söz ederken, kahraman Türk Ordusunun, zalim ve mağrur Yunan Ordusu’nu acı yenilgiye uğratan zaferini kumandanların görev anlayışına, vatana muhabbetine ve ortak düşüncesine bağlayarak şunları söyler: “Hakikaten ordumuzun… böyle kahhar bir netice alacağına benim kanaatim vardı. Kemal-i hürmet ve tebcil ile zikretmek mecburiyetindeyim ki, aynı kuvvet ve kanaatle bana iştirak eden bu zevattan birisi muhterem Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Fevzi Paşa Hazretleridir. Diğeri Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa ve üçüncüsü de, Müdafa-i Milliye Vekili Kâzım Paşa Hazretleri’dir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir