SEVR ANTLAŞMASI

Sevr Antlaşması, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İtilâf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında 10 Ağustos 1920’de imzalanan antlaşma. Bu antlaşması Yunanistan dışında hiçbir devlet tarafından onaylanmamış ve yürürlüğe girmemiştir. Bunun yerine İtilaf Devletleri ile Osmanlı arasındaki savaş hali 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile sona ermiştir. Antlaşma adını, son müzakerelerin ve imza töreninin gerçekleştiği Paris’teki Sevr banliyösünden alır.

Sevr Antlaşması Birinci Dünya Savaşı sonrasında itilaf devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşma. Birinci Dünya Savaşı sonrasında itilaf devletleri, savaştan sonra yenilmiş devletlerle ayrı ayrı barış antlaşmaları yapmışlardı. Osmanlı Devleti ile hemen barış yapmaya yanaşmıyorlardı. Hazırlayacakları barış şartlarını Osmanlı Hükümetine kabul ettireceklerinden emindiler. Fakat mütarekeden sonra, aradan geçen iki sene içinde, Türk Kurtuluş Savaşı başlamış, Ankara’da yeni bir Türk Hükümeti kurulmuştu.

Bu sırada İtilaf Devletleri San Remo Konferansı’nda Osmanlı Devleti’ne teklif edecekleri barış şartlarını hazırladılar. 22 Nisan 1920de Osmanlı Hükümetini Paris’e toplanacak barış konferansına davet ettiler. Padişah, eski Sadrazam Tevfik Paşanın başkanlığında bir heyeti Paris’e gönderdi. 30 Nisan günü ise Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin kurulduğunu bütün devletlerinin dışişleri bakanlıklarına bildirdi. Bu suretle, İstanbul Hükümetine kabul ettirecekleri barış şartlarını Türk Milletinin ve yeni hükümetin kabul etmeyeceğini haber vermek istemişti.

Paris’e gelen Tevfik Paşa’ya barış şartları bi1dirildiği zaman: “Barış şartları bağımsız bir devlet kavramı ile bağdaşamaz!” diyerek görüşmelere girmedi. Esasen İtilaf Devletleri arasında da bir birlik yoktu. Fransa Güney Cephesinde Ankara Hükümeti ile mütareke yapmıştı. Müttefikler arasındaki bu anlaşmazlık barış görüşmelerini uzattı. İtilaf Devletleri, barış şartlarını diplomasi yoluy1a kabul ettiremeyeceklerini anlayınca, Yunanlıların Anadolu içlerine doğru ilerlemelerine izin verdiler. Bir taraftan da İngilizler Mudanya ve Bandırma’ya asker çıkardılar.

Tevfik Paşa’nın barış görüşmelerini terk ederek geriye dönmesi üzerine İstanbul Hükümeti, Damat Ferit Paşa başkanlığında ikinci bir heyet gönderdi. Hadi Paşa, Filozof Rıza Tevfik, Bern Sefiri Reşat Halisten meydana gelen bu heyet Paris’e giderek, Osmanlı Devleti için ebedi bir leke olan Sevr Antlaşmasını imzaladı (10 Ağustos 1920).

Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu antlaşmayı tanımadı. Meclis “Misak-ı Milli”ye yemin ederek, Türk topraklarının parçalanmasına müsaade etmeyeceğini dünyaya ilan etti. Bu münasebetle Mustafa Kemal, İdamımıza hükmeden düşmanlarımıza karşı daha azimkârane ve daha kuvvetli mukavemet çarelerini düşünmek gerektiğini söyleyerek, bu antlaşmayı tanımadığını belirtti.

Sevr, ölü doğan bir antlaşma oldu. Türkiye’yi parçalayan ve Türk Ulusunun bağımsızlığını yok edip kölelik durumuna düşüren bu antlaşma, TBMM’nin direnç ve inancını arttırdı. Bu antlaşmanın Anadolu’da Ulusal Mücadele İradesine kabul ettirilmesi ise olanaksızdı. İtilaf Devletleri, işledikleri tarihi yanılgıyı bir sure sonra göreceklerdi. TBMM, bu antlaşmayı hiç dikkate almadan Türk Ulusunun bağımsızlığını ve Misak-ı Milliyi silahının gücüyle kabul ettirmek için mücadelesine devam etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir