M. Erhan Durukan: “3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde, Medya ve İnsan”

Medyanın temel görevleri; bilgilendirme, yönlendirme, eğitme, duyguları dile getirme, toplumsal ilişki kurma, eğlendirme ve uyarmadır.

Medya ve insan kavramları 21. yüzyılda birbirinden ayıramadığımız, çağdaş toplumların kurulmasında önemli görevler üstlenen, karşılıklı hak ve yükümlülükleri olan bir bütünün parçalarıdır. Medyanın kurumsal genişliği ve çeşitliliği kadar, insanın da beklentileri gelişen dünyanın hızına göre değişkenlikler göstermektedir.

Yeni kültür politikalarının oluşturulmasında ve uluslararası toplumda saygın olma arayışlarında insanın bugün medyaya dünden çok ihtiyacı bulunmaktadır. Bireyin; öğrenme, bilgilenme ve haber alma hakkı medyaya yeni sorumluluklar yüklemekte, medyanın örgütlenmesinde yeni açılımları zorunlu kılmaktadır.

Dünyamızda küreselleşmenin ve demokratikleşme süreçlerinin hızla yol aldığı bir değişim yaşandığı, bu nedenle de iletişim teknolojisindeki yasal engellerin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, değişen teknolojik ve yaşam koşullarına uyum sağlayabilmek için arayışlara girildiği görülmektedir. Buna paralel olarak medya da yeniden yapılanmakta ve insan faktörünün karşısında her türlü teknik donanımla yerini almakta ve başı çekmektedir. Ses ve görüntü dalgaları evimizin artık davetsiz konukları olmuş insana yeni bir yaşam ve yeni bir gelecek vaad etmeye başlamıştır. Bu baş döndürücü hızın karşısında toplum ve bireyleri âdeta korumasız kalmıştır denilebilir. İşte burada konulmamış yasalar olarak bilinen ahlâk kuralları ve özel yasalar kendilerini hissettirmektedir. Özellikle ülkemizde okuma alışkanlığının olmaması ve televizyona olan aşırı bağımlılık iletişim alanındaki sorumlu yayıncılığı ahlâki bir zorunluluk haline getirmektedir. Avrupa ülkelerinde kişi başına 140 – 150 dakika olan televizyon izleme süresinin ülkemizde 245 dakika olması, insanımızın televizyona ne kadar bağımlı olduğunu, hayatının vazgeçilmez bir parçasının televizyon seyretmek olduğunu göstermektedir. Günün dört saatini televizyon başında geçiren insanımıza karşı sorumlu olunması gerçeği ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bir başka anlatımla şu gerçeği göz ardı etmek mümkün değildir. Medyayı adım adım izleyen, gündemi ona göre belirleyen insan tipi giderek önem kazanmaktadır. Daha saygın, daha güvenilir ve inanılır olma yolunda medya bir sınavın eşiğindedir.

Çağımızın insanı bilen ve bilgileri doğrultusunda dünyayı değiştiren aktif insandır. Bilgilenme ve haber alma özgürlüğü çağdaşlığın ve katılımcı demokrasilerin temel kurallarından biridir.

Haber alma bilgilenme özgürlüğü; bilginin ve haberin özgürce oluşturulmasının ve dağıtılmasının yanı sıra, bilgi ve haber kaynaklarının kamu tarafından denetimini de zorunlu kılmaktadır. Denetlenmeyen bir haber alma ve iletme özgürlüğü, giderek başka özgürlükleri yok eden; tek taraflı, eksik, yanlış, hatta kasıtlı bir bilgilendirme, koşullandırma sürecine dönüşerek kendini var eden özgür toplumu totaliter bir çizgiye kolayca çekebilmekte, demokratik, katılımcı çağdaş bireyin yerine, koşullandırmalar doğrultusunda hareket eden yığın kültürünün esiri insanları yaratabilmektedir. Ya da, haber alma özgürlüğü adına bireyin kişisel haklarına tecavüz edilmekte, birey, tüm insani hak ve vasıflarından soyutlanarak haber malzemesine indirgenebilmekte, insan ölüsü dirisinden daha fazla para etmeye, kan güden daha önemli olmaya başlamaktadır.

Günümüz medyasında insan haklarına çok az dikkat edilmekte. Bunun en bariz misali reklamlardır. Reklamlarda ve programlarda çocukları kullanmak, onların sağlıkları açısından çok zararlıdır.

Toplumsal yaşamı her açıdan etkilemede önemli bir rol üstlenen televizyon yayınlarında “kamu yararı”nın gözetilmediği, toplum değerleri ve bireysel hakların korunmadığı, düzenlenmesinde ve denetlenmesinde güçlük çekilen temel konuların başında cinsellik, müstehcenlik, erotizm ya da pornografi gelmektedir. Bu kavramlar tanım ve kapsam yönünden benzerlikler içerdiği kadar birbirinden farklı olgu ve ortamlarda değerlendirilmektedir. Medyada şiddet gösterimi ve saldırgan tutumlar arasındaki ilişkiyi ele alan kuramcılar, davranış üzerindeki doğrudan ya da dolaylı etkilere dikkat çekmektedirler.

Bugün TV yayıncılığının geliştiği ülkelerde yeni kurumlaşma modelleri tartışılmakta, politik ve ticari baskılardan arınmış, bireyin kendini özgürce yaratmasına katkıda bulunacak yeni yaklaşımlar aranmaktadır.

***

“Gaziantep’te faaliyet gösteren tüm basın mensuplarımızın, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.”

    M. ERHAN DURUKAN

TÜRK BASIN BİRLİĞİ

Gaziantep Şube Başkanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir